12 Ağustos 2026 Çarşamba

BULTÜRK’ten Tarihe Hafıza Köprüsü-Yılmaz Parlar





  

BULTÜRK’ten Tarihe Hafıza, Geleceğe Barış Mesajı

Türk Dünyasının Acıları Belgeler, Kitaplar ve Belgesellerle Gelecek Kuşaklara Aktarılıyor

Bulgaristan Türkleri Kültür ve Hizmet Derneği (BULTÜRK), Türk dünyasının farklı coğrafyalarında yaşanan acıları, zorunlu göçleri, kültürel kayıpları ve insan hakları ihlallerini tarihî hafıza perspektifiyle ele alan çalışmalarıyla dikkat çekiyor.

Derneğin kitap, sempozyum, konferans, araştırma ve belgesel çalışmaları, geçmişin unutulmaması kadar geleceğin daha barışçıl bir anlayış üzerine kurulmasına yönelik önemli bir sivil toplum örneği ortaya koyuyor.

2003 yılında kurulan BULTÜRK, Bulgaristan Türklerinin tarihini, kültürünü ve kimliğini yaşatmanın yanı sıra Türkiye ile Bulgaristan arasında siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel bir köprü olmayı amaçlıyor. Dernek, Türk Dünyası ile gönül bağlarını güçlendirmeyi ve tarihî mirası yeni nesillere aktarmayı temel çalışma alanları arasında görüyor.

Geçmişi Hatırlamak, Geleceği İnşa Etmek

BULTÜRK’ün çalışmalarında dikkat çeken en önemli yaklaşım, tarihî acıların yalnızca geçmişin yaraları olarak görülmemesi.

Dernek tarafından hazırlanan “Türk Dünyasında Soykırımlar” adlı eser; farklı coğrafyalarda yaşanan acıları, sürgünleri, etnik temizlikleri, zorunlu göçleri, kültürel asimilasyonları ve insan hakları ihlallerini ele alıyor. 70’i aşkın yazarın katkılarıyla hazırlanan çalışmada Balkanlar, Kafkasya, Kırım, Ahıska, Kerkük, Kıbrıs, Doğu Türkistan, Çuvaşistan, Gagavuz Yeri, Sekeller ve Trakya gibi farklı bölgelerde yaşanan tarihî süreçler disiplinlerarası bir bakış açısıyla inceleniyor.

Bu çalışmaların taşıdığı anlam yalnızca geçmişte yaşananları anlatmak değil; aynı acıların yeniden yaşanmaması için tarihî hafızayı canlı tutmak.

Geçmişin acılarını hatırlamak, kin üretmek zorunda değildir. Aksine tarihî gerçekleri bilmek; toplumların birbirini daha iyi anlamasına, insan haklarının değerinin kavranmasına ve gelecek kuşakların daha barışçıl bir dünya kurmasına katkı sağlayabilir.

Soykırımların hafızası, barışın vicdanına dönüşebilir.

BULTÜRK’ün yaklaşımında tarih, geleceğe karşı bir hesaplaşma aracı olmaktan çok geleceği daha doğru kurabilmenin hafızası olarak öne çıkıyor.

“Türk Dünyasında Soykırımlar” Kitabı ve Sergisi

BULTÜRK Genel Başkanı Rafet Ulutürk ile gerçekleştirilen söyleşide de derneğin bu çalışmasının önemi öne çıktı.

BULTÜRK tarafından hazırlanan “Türk Dünyasında Soykırımlar” kitabının tanıtımı ve sergi açılışı 27 Haziran Cumartesi günü Bayrampaşa BAYGEM Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Programa Bulgaristan’ın önceki dönem Tarım ve Orman Bakanı İvan Hristanov, Bayrampaşa Belediye Başkan Vekili İbrahim Akın, Azerbaycan’dan Sosyal Stratejik Çalışmalar ve Analitik Araştırmalar Merkezi Başkanı İlgar Hüseynli ve Başkan Vekili Farhad Gashamli ile çok sayıda davetli katıldı.

Türk dünyasının farklı bölgelerinde yaşanan tarihî olaylara ilişkin belgeler ve görsel materyaller de ziyaretçilerin ilgisine sunuldu.

Rafet Ulutürk’ün Öncülüğünde Güçlü Bir Sivil Toplum Çalışması

BULTÜRK Genel Başkanı Rafet Ulutürk, derneğin tarih, kültür, araştırma ve sivil toplum faaliyetlerini bir arada yürüten anlayışında önemli bir rol üstleniyor.

Derneğin kuruluşundan bugüne gerçekleştirdiği yüzlerce konferans, panel, seminer, kültürel etkinlik ve uluslararası toplantının yanı sıra yayın faaliyetleri de dikkat çekiyor.

2013 yılında kurulan Bulgaristan Stratejik Araştırma Merkezi ile çalışmalarını bilimsel zemine taşıyan BULTÜRK, çok sayıda kitap, araştırma ve akademik çalışma ortaya koydu.

Rafet Ulutürk’ün yönetimindeki BULTÜRK’ün çalışmalarında yalnızca geçmişin anlatılması değil, Türk Dünyası arasında bilgi, kültür ve dayanışma bağlarının güçlendirilmesi hedefleniyor.

Aysu Akbaş’ın Çalışmaları

BULTÜRK Genel Sekreteri Aysu Akbaş da derneğin yayın, konferans, araştırma ve kültürel projelerinde aktif rol üstlenen isimlerden biri olarak öne çıkıyor.

“Türk Dünyasında Soykırımlar” kitabının editörlüğünü yapan Akbaş, farklı coğrafyalardan gelen çalışmaların bir araya getirilmesinde önemli görev üstlendi.

Bu çalışmalar, BULTÜRK’ün yalnızca etkinlik düzenleyen bir yapı olmadığını; araştırma, yayıncılık, eğitim ve kültürel hafıza alanlarında da uzun soluklu faaliyet yürüttüğünü ortaya koyuyor.

“Kırcaali Efsanesi” ile Tarih Gençlerle Buluşuyor

BULTÜRK’ün tarihî hafıza çalışmalarının önemli ayaklarından birini de “Kırcaali Efsanesi” belgeseli oluşturuyor.

“Rumeli’ye Geçiş Konferansı ve Kırcaali Efsanesi Belgesel Gösterimi” projesi kapsamında Türkiye'nin farklı şehirlerinde 50’yi aşkın lisede binlerce öğrenciyle buluşuldu. Bursa, Çanakkale, Kırklareli, Tekirdağ, Kütahya, Bilecik, Sakarya ve Kocaeli gibi şehirlerde öğrencilerle tarihî ve kültürel bilgiler paylaşılırken belgesel gösterimleri gerçekleştirildi.

Yıldız Teknik Üniversitesi, İstanbul Medeniyet Üniversitesi ve Sakarya Üniversitesi'ndeki programlarda da yüzlerce öğrenciyle bir araya gelindi.

Bu yönüyle proje, tarihî bilgilerin yalnızca kitaplarda kalmaması; gençlerin geçmişlerini öğrenerek geleceğe daha bilinçli bakmaları açısından önem taşıyor.

BULTÜRK’ten Bir İlk: Türk Cumhurbaşkanı Adayı Sali Şaban

BULTÜRK’ün Türk Dünyasına yönelik çalışmalarındaki en dikkat çekici adımlardan biri de Bulgaristan’da bir Türk’ü Cumhurbaşkanı adayı göstermesi oldu.

Dernek, 2011 yılında Sali Şaban’ı Cumhurbaşkanı adayı göstererek, Türk toplumunun siyasi temsil ve demokratik katılım alanında önemli bir ilke imza attı.

BULTÜRK kaynaklarında bu adaylığın Bulgaristan tarihinde bir Türk Cumhurbaşkanı adayının seçimlere katılması açısından önemli bir dönüm noktası olduğu ve yaklaşık 50 bin oy aldığı belirtiliyor.

BULTÜRK açısından bu girişim yalnızca bir seçim çalışması olarak görülmüyor. Bulgaristan Türklerinin siyasi, ekonomik ve kültürel haklarının güçlendirilmesi, demokratik süreçlere daha etkin katılması ve kendi geleceği üzerinde söz sahibi olması yönündeki çalışmaların önemli bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Bu yönüyle Sali Şaban’ın Cumhurbaşkanlığı adaylığı, BULTÜRK’ün yalnızca kültürel faaliyetler gerçekleştiren bir dernek olmadığını; gerektiğinde siyasi temsil, demokratik katılım ve toplumsal farkındalık alanlarında da sorumluluk üstlendiğini gösteren önemli örneklerden biri olarak öne çıkıyor.

Birleştiren ve Kucaklayan Bir Anlayış

BULTÜRK yönetiminin çalışmalarında dikkat çeken temel mesajlardan biri de ayrıştırıcı değil, birleştirici bir anlayışın vurgulanması.

Dernek, siyasi görüşü, düşüncesi veya sosyal konumu ne olursa olsun Türk milletinin ortak değerleri etrafında buluşan herkese kapısını açık tutuyor.

Bu yaklaşım; ayrıştırmak yerine birleştirmek, ötekileştirmek yerine kucaklamak ve geçmişten güç alarak geleceğe yürümek üzerine kuruluyor.

Tarih unutulmasın; ancak tarih yeni düşmanlıkların gerekçesi de olmasın.

Yaşanan acıların belgelenmesi, mağdurların hatırasının yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılması; insanlığın ortak vicdanını güçlendirecek bir bilinç oluşturabilir.

Yılmaz Parlar’a BULTÜRK’ten Başarı Plaketi

BULTÜRK’ün Türk Dünyasına yönelik çalışmalarının bir başka anlamlı yansıması ise basın ve medya alanında Türk Dünyasının tanıtımına yönelik çalışmalar yapan Yılmaz Parlar’a başarı kupa plaketinin takdim edilmesi oldu.

Etkinliğe katılamaması nedeniyle plaket, 11 Ağustos 2026 Salı günü BULTÜRK’ün Aksaray’daki dernek ofisinde Genel Başkan Rafet Ulutürk tarafından kendisine takdim edildi.

Bu buluşmada gerçekleştirilen söyleşide BULTÜRK’ün farklı coğrafyalardaki Türk topluluklarının tarihini, kültürünü ve yaşadığı sorunları gündeme taşıyan çalışmalarına da değinildi.

Tarihî Hafıza Geleceğe Işık Tutsun

BULTÜRK’ün çalışmaları üzerinden ortaya çıkan en güçlü mesajlardan biri şu:

Geçmişi bilmek, geçmişte yaşamak değildir.

Acıları hatırlamak, yeni acılar üretmek anlamına gelmez. Aksine yaşananları doğru belgelerle ortaya koymak; mağdurların hatırasına saygı göstermek, insan haklarının değerini anlamak ve gelecek nesillere daha barışçıl bir dünya bırakmak için önemli bir sorumluluktur.

Türk Dünyasının farklı coğrafyalarında yaşanan sürgünler, göçler ve insan hakları ihlallerinin belgelenmesi, yalnızca bir topluluğun değil, insanlığın ortak hafızasının korunmasına yapılan bir katkı olarak değerlendirilebilir.

BULTÜRK’ün kitapları, konferansları, araştırmaları ve “Kırcaali Efsanesi” gibi belgesel çalışmaları bu hafızayı genç kuşaklarla buluştururken, ortaya konulan temel yaklaşım geçmişten geleceğe uzanan bir köprü kuruyor.

Unutmamak; kin için değil, aynı acıların bir daha yaşanmaması için.

Ve tarihî hafızanın en değerli amacı belki de tam olarak budur:

Geçmişin acılarından geleceğin barışını inşa edebilmek.

yilmazparlar@yahoo.com

BULTÜRK Sends a Message of Historical Memory for the Past and Peace for the Future

The Suffering of the Turkic World Is Being Passed on to Future Generations Through Documents, Books and Documentaries

The Bulgarian Turks Culture and Service Association (BULTÜRK) is drawing attention with its work addressing the suffering, forced migrations, cultural losses and human rights violations experienced in different regions of the Turkic world from the perspective of historical memory.

Through its books, symposiums, conferences, research projects and documentaries, the association is not only preserving the memory of the past but also presenting an important civil society example aimed at building a more peaceful understanding of the future.

Founded in 2003, BULTÜRK aims to preserve the history, culture and identity of Bulgarian Turks while also serving as a political, economic, social and cultural bridge between Türkiye and Bulgaria. Strengthening ties with the Turkic World and transferring historical heritage to future generations are among the association’s principal areas of activity.

Remembering the Past, Building the Future

One of the most significant aspects of BULTÜRK’s work is its approach to historical suffering—not simply as wounds of the past, but as part of a collective memory that can contribute to a more peaceful future.

The association’s work titled “Genocides in the Turkic World” examines suffering, forced migration, ethnic cleansing, cultural assimilation and human rights violations experienced in different geographical regions. Prepared with contributions from more than 70 authors, the work examines historical developments in regions including the Balkans, Caucasus, Crimea, Ahıska, Kirkuk, Cyprus, East Turkestan, Chuvashia, Gagauzia, the Székely region and Thrace from an interdisciplinary perspective.

The purpose of these studies is not simply to recount past suffering, but to keep historical memory alive so that the same tragedies are not repeated.

Remembering suffering does not necessarily mean producing hatred. On the contrary, understanding historical realities can help societies understand one another better, strengthen awareness of human rights and enable future generations to build a more peaceful world.

The memory of genocides can become the conscience of peace.

For BULTÜRK, history is presented not primarily as an instrument of confrontation with the future, but as a memory that can help build the future more wisely.

“Genocides in the Turkic World”: Book and Exhibition

During an interview with BULTÜRK President Rafet Ulutürk, the importance of the association’s latest historical memory project was also highlighted.

The presentation and exhibition opening of BULTÜRK’s book “Genocides in the Turkic World” took place on Saturday, June 27, at the Bayrampaşa BAYGEM Mehmet Akif Ersoy Cultural Center.

The event was attended by former Bulgarian Minister of Agriculture and Forestry Ivan Hristanov, Bayrampaşa Deputy Mayor İbrahim Akın, İlgar Hüseynli, President of the Center for Social Strategic Studies and Analytical Research in Azerbaijan, Vice President Farhad Gashamli and numerous guests.

Historical documents and visual materials concerning events in different regions of the Turkic world were also presented to visitors.

A Strong Civil Society Initiative Under Rafet Ulutürk’s Leadership

BULTÜRK President Rafet Ulutürk stands out as a leading figure in the association’s approach, which brings together history, culture, research and civil society activities.

Since its establishment, the association has organized hundreds of conferences, panels, seminars, cultural programs and international meetings, alongside its publishing activities.

With the establishment of the Bulgarian Strategic Research Center in 2013, BULTÜRK further developed its work on a scientific basis and produced numerous books, research studies and academic publications.

Under Rafet Ulutürk’s leadership, BULTÜRK focuses not only on preserving the past but also on strengthening bonds of knowledge, culture and solidarity throughout the Turkic World.

Aysu Akbaş and Her Contribution to the Work

BULTÜRK Secretary General Aysu Akbaş is another prominent figure actively involved in the association’s publishing, conference, research and cultural projects.

As editor of the book “Genocides in the Turkic World,” Akbaş played an important role in bringing together contributions from different geographical regions.

These activities demonstrate that BULTÜRK is not simply an organization that holds events; it also carries out long-term work in research, publishing, education and cultural memory.

History Meets Young People Through the “Legend of Kardzhali”

Another important element of BULTÜRK’s historical memory initiatives is the documentary “The Legend of Kardzhali.”

As part of the “Passage to Rumelia Conference and The Legend of Kardzhali Documentary Screening” project, the association reached thousands of students at more than 50 high schools in different Turkish cities. In cities including Bursa, Çanakkale, Kırklareli, Tekirdağ, Kütahya, Bilecik, Sakarya and Kocaeli, students were introduced to historical and cultural information alongside documentary screenings.

Hundreds of students also attended programs at Yıldız Technical University, Istanbul Medeniyet University and Sakarya University.

The project is significant because it ensures that historical knowledge does not remain only in books, but reaches young people and helps them understand their past and look toward the future with greater awareness.

A First for BULTÜRK: Turkish Presidential Candidate Sali Şaban

One of the most remarkable steps in BULTÜRK’s work in the Turkic World was its decision to put forward a Turkish candidate for the presidency in Bulgaria.

In 2011, the association supported Sali Şaban as a presidential candidate, marking what BULTÜRK describes as an important milestone in the political representation and democratic participation of the Turkish community.

According to BULTÜRK’s information, the candidacy represented an important turning point as a Turkish presidential candidate participated in the elections in Bulgaria, receiving approximately 50,000 votes.

For BULTÜRK, this initiative was more than an electoral campaign. It formed part of the association’s broader efforts to strengthen the political, economic and cultural rights of Bulgarian Turks, encourage greater democratic participation and enable the community to have a stronger voice in shaping its own future.

In this respect, Sali Şaban’s presidential candidacy stands as one of the most significant examples demonstrating that BULTÜRK is not limited to cultural activities, but also takes responsibility in areas of political representation, democratic participation and social awareness.

An Approach That Unites and Embraces

Another central message in BULTÜRK’s work is its emphasis on unity rather than division.

The association states that its doors remain open to everyone who comes together around the common values of the Turkish nation, regardless of political opinion, worldview or social status.

Its approach is based on uniting rather than dividing, embracing rather than excluding, and moving toward the future by drawing strength from the past.

History should not be forgotten—but neither should history become a justification for new hostility.

Documenting suffering, preserving the memory of victims and passing that knowledge on to future generations can help strengthen the common conscience of humanity.

BULTÜRK Presents Achievement Plaque to Yılmaz Parlar

Another meaningful reflection of BULTÜRK’s efforts toward the Turkic World was the presentation of an achievement trophy plaque to Yılmaz Parlar for his work in the press and media aimed at promoting the Turkic World.

As he was unable to attend the event, the plaque was presented to him on Tuesday, August 11, 2026, at BULTÜRK’s association office in Aksaray by President Rafet Ulutürk.

During the meeting, the conversation also focused on BULTÜRK’s work bringing the history, culture and challenges of Turkic communities in different regions to public attention.

Let Historical Memory Illuminate the Future

One of the strongest messages emerging from BULTÜRK’s work is this:

Knowing the past does not mean living in the past.

Remembering suffering does not mean creating new suffering. On the contrary, documenting what happened accurately, respecting the memory of victims, understanding the value of human rights and leaving future generations a more peaceful world are important responsibilities.

Documenting the forced migrations, displacements and human rights violations experienced in different regions of the Turkic World can therefore be seen not only as a contribution to one community, but also as a contribution to preserving the common memory of humanity.

Through its books, conferences, research projects and documentaries such as “The Legend of Kardzhali,” BULTÜRK is bringing this memory to younger generations and building a bridge from the past to the future.

Remembering—not for hatred, but so that the same suffering is never experienced again.

Perhaps that is the most valuable purpose of historical memory:

To build the peace of the future from the lessons of the past.

yilmazparlar@yahoo.com

4 Ağustos 2026 Salı

Ümit Özdağ’ın Siyasi Vizyonu ve Yükselişi-Yılmaz Parlar





 Ümit Özdağ’ın Siyasi Vizyonu ve Yükselişi

Milliyetçi Çizginin Tavizsiz Lideri

Zafer Parti Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın Siyasi Vizyonu ve Yükselişi

Türk siyasetinde son yıllarda ezberleri bozan bir isim ararsanız, karşınıza ilk çıkan kişi Zafer Parti Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ olur.

Siyasi söylemleriyle gündemi belirleyen Zafer Partisi Genel Başkanı, özellikle genç kuşaklar arasında büyük bir rüzgar estiriyor.

Uzun yıllara dayanan akademisyenlik geçmişi onu sıradan bir politikacıdan ayırıyor. Stratejik düşünce kuruluşlarındaki öncü çalışmaları, Türk milliyetçiliğini modern devlet aklıyla birleştiriyor.

Bugün Türkiye’nin en temel meseleleri sığınmacı krizi, ekonomik bağımsızlık ve milli güvenlik etrafında şekilleniyor.

Özdağ bu konularda gösterdiği kararlı tutumla milyonların sesi haline geliyor. Siyasette gerçekleri korkusuzca dile getiren nadir liderlerden biri olarak dikkat çekiyor.

Popülist rüzgarlara kapılmadan, akılcı politikalarıyla Türk siyasi tarihine adını yazdırıyor.

Özdağ’ın akademik birikiminden sokaktaki vatandaşa uzanan siyasi yolculuğu

Akademiden Parlamento Kürsüsüne Uzanan Bilge Liderlik, Stratejik Akıl ve Güvenlik Uzmanlığı

Ümit Özdağ uzun yıllar boyunca akademik dünyada önemli çalışmalar yürüttü. Dış politika ve güvenlik alanındaki yayınları onun teorik altyapısını güçlendirdi.

Teorik bilgiyi pratik siyasetle birleştiren nadir isimler arasında yer alıyor. Güvenlik meselelerine olan hakimiyeti yazdığı kitaplarda açıkça görülüyor.

Türkiye’nin Jeopolitik Gerçeklerini Okuma Becerisi

Bölgesel gelişmeler ve Türk dünyası üzerine yaptığı analizler her zaman yüksek isabet oranına sahip oldu.

Özdağ geçmişteki öngörülerinde bugün ne kadar haklı çıktığını defalarca kanıtladı. Dünya siyasetini doğru okuyan bir lider olarak öne çıkıyor. Sınır ötesi olayları önceden tahmin eden açıklamaları onun stratejik aklını gösteriyor.

Milliyetçilik Anlayışına Entelektüel Katkılar

Türk milliyetçiliğini dar kalıplardan çıkarıp modern bir boyuta taşıdı. Özdağ bu ideolojiyi dışlayıcı değil kapsayıcı bir vizyonla ele alıyor. Liyakata dayalı ve çağdaş bir devlet yapısını savunuyor. Milliyetçi düşünceyi 21. yüzyılın şartlarına uyarlamak için çalışıyor.

Sığınmacı Meselesinde Tarihi Uyarılar ve Haklı Çıkan Öngörüler

Demografik Tehlikeye Karşı İlk Ses

Ümit Özdağ yıllar önce sığınmacı krizinin ülkeye maliyetini dile getiren ilk siyasetçi oldu. Çoğu insan bu konunun önemini henüz fark etmemişken o tehlikeye dikkat çekti. Zaman onu haklı çıkardı ve sorun ülkenin ana gündemi haline geldi. Bu cesur çıkış onun siyasi duruşunu belirledi.

Sessiz İstila Gerçeği ve Toplumsal Farkındalık

Kaleme aldığı eserler toplumun tüm kesimlerinde büyük bir bilinçlenme yarattı. Kaçak göçmen krizinin sosyal ve ekonomik etkilerini halka anlattı.

Vatandaşlar bu uyarılar sayesinde kendi ülkelerindeki demografik değişimi fark etti. Bilinçli bir toplumsal muhalefet dalgası böylece kuruldu.

Rasyonel ve İnsani Geri Dönüş Planları

Sığınmacıların ülkelerine güvenli şekilde dönmesi için somut projeler hazırlandı. Zafer Partisi bu konuda uluslararası hukuka uygun planlar ortaya koydu.

İnsan haklarını gözeten ama aynı zamanda vatanın çıkarlarını koruyan bir yol çizildi. Bu projeler halktan büyük destek görüyor.

Gençliğin Sesi ve Dijital Dünyada Kurulan Güçlü Bağ

TikTok ve Sosyal Medya Kullanımında Siyasi Devrim

Geleneksel medya kanalları yıllarca Özdağ’a karşı ambargo uyguladı. Ancak o bu engelleri sosyal medya gücüyle yıkmayı başardı.

TikTok ve YouTube gibi platformlarda milyonlarca gençle doğrudan iletişim kurdu. Samimi dili ve net tavrı dijital dünyada hızla yayıldı.

Z Kuşağının Politikaya Bakışını Değiştiren Lider

Gençler dürüst ve cesur siyasetçileri hemen fark ediyor. Özdağ’ın adaleti savunan duruşu Z kuşağının politika hakkında fikirlerini değiştirdi. Gençler artık geleceğe daha umutla bakıyor. Ülke sorunlarını açıkça konuşan bir lider buldukları için mutlular.

Siyasette Şeffaflık ve Halkla İç İçe Duruş

Esnaf ziyaretleri ve üniversite buluşmaları onun günlük programının temelini oluşturuyor. Sokaktaki vatandaşın derdini bizzat dinleyip çözüm üretiyor. Siyaseti kapalı kapılar ardında değil halkın içinde yapıyor. Bu samimi duruş aradaki mesafeyi tamamen kaldırıyor.

Liyakat, Üretim Ekonomisi ve Milli Devlet Vurgusu

Sadakat Değil Liyakat Esaslı Devlet Yönetimi

Türkiye bürokrasisinde yaşanan çürüme herkesin malumu. Özdağ liyakatsizlik sorununa karşı net reçeteler sunuyor. İşe uygun insanın gelmesi gerektiği kuralını her fırsatta yineliyor. Devletin yeniden güçlü bir yapıya kavuşması için bu şart.

Türk Tarımının ve Sanayisinin Yeniden Canlandırılması

Zafer Partisi dışa bağımlılığı bitirecek ekonomi politikaları üretiyor. Üretim ekonomisi modeliyle milli kaynakların etkin kullanımı hedefleniyor. Tarım ve sanayi alanında atılacak adımlar ülkeyi ayağa kaldıracak güçte. Özdağ kendi kendine yeten bir Türkiye hayal ediyor.

Atatürk Çizgisinde Tam Bağımsız Türkiye İdeali

Mustafa Kemal Atatürk’ün ilkeleri bugünkü siyasetin de pusulası olmalı. Özdağ Nutuk merkezli bir siyaset anlayışını benimsiyor. Tam bağımsızlık ilkesinden asla taviz vermiyor. Türkiye’nin onurlu dış politikası bu temel üzerinde yükseliyor.

Türkiye’nin Geleceğinde Belirleyici Aktör

Siyasi Engellemelere Rağmen Durmaksızın Yürüyüş

Önüne çıkarılan tüm barikatlara rağmen Özdağ yolundan dönmedi. Medya karartmaları ve haksız eleştiriler onu durdurmaya yetmedi. Partisinin oyları her geçen gün artmaya devam ediyor. Bu kararlılık siyaset sahnesinde herkesin dikkatini çekiyor.

Türk Siyasetinde Dengeleri Değiştiren Güç

Zafer Partisi’nin varlığı diğer siyasi partileri de etkiledi. Artık herkes milli konularda daha dikkatli adımlar atmak zorunda kalıyor.

Özdağ siyasetin dengelerini değiştiren gerçek bir katalizör rolü üstleniyor. Ülkenin kaderine yön veren aktörler arasında yer alıyor.

Yarının Güçlü ve Güvenli Türkiye'sinin Mimarı

Gelecek vizyonu Türk milletine refah ve huzur vadediyor. Özdağ attığı adımlarla yarının güçlü Türkiye’sini inşa ediyor. Halkın hak ettiği güvenli günlere ulaşması için çalışıyor. Bu inanç milyonları ortak bir amaç etrafında topluyor.

Ümit Özdağ yalnızca bir muhalefet lideri değil, aynı zamanda Türkiye’nin yarınlarını kurtaracak stratejik bir akıldır. Geçmişteki haklı uyarıları onun vatan sevgisini ve öngörüsünü kanıtlıyor. Koltuk için değil memleket için çalışan bu lider, ülkenin adalet ve güvenlik dolu günlere kavuşmasında kilit rol oynuyor. Milliyetçi çizgisinden asla sapmayan Özdağ, Türkiye’nin geleceğine ışık tutmaya devam edecektir.

yilmazparlar@yahoo.com

Ümit Özdağ’s Political Vision and Rise

The Uncompromising Leader of the Nationalist Line

The Political Vision and Rise of Zafer Party Chairman Prof. Dr. Ümit Özdağ

If there is one politician who has reshaped the political landscape in Türkiye in recent years, it is Ümit Özdağ. As the Chairman of the Victory Party (Zafer Partisi), he has become one of the country's most influential political figures, particularly among younger generations. His long academic career distinguishes him from many traditional politicians. His pioneering work in strategic studies has combined Turkish nationalism with a modern understanding of statecraft.

Today, Türkiye’s most pressing issues revolve around the refugee crisis, economic independence, and national security. Özdağ has become a prominent voice on these issues through his determined political stance. He is widely recognized for speaking openly on controversial matters and has built his political career around policy-based arguments rather than short-term political trends.

From Academia to National Politics

A Journey of Strategic Leadership and Security Expertise

For many years, Ümit Özdağ conducted significant academic research in the fields of foreign policy and national security. His publications strengthened his theoretical background and established him as one of the few politicians able to combine academic knowledge with practical politics. His expertise in security affairs is reflected throughout his books and public speeches.

Understanding Türkiye’s Geopolitical Reality

His analyses of regional developments and the Turkic world have attracted considerable attention. Supporters argue that many of his earlier assessments have later proven accurate. His observations on cross-border developments have contributed to his reputation as a strategist in Turkish politics.

An Intellectual Contribution to Turkish Nationalism

Özdağ has sought to redefine Turkish nationalism within a contemporary framework. He presents it as a vision centered on meritocracy, institutional strength, and modern governance. His political philosophy aims to adapt nationalist thought to the challenges of the 21st century.

Early Warnings About the Refugee Crisis

One of the First Political Voices

Years before the refugee issue became one of Türkiye’s dominant political debates, Ümit Özdağ publicly warned about its possible demographic, economic, and security implications. His supporters believe that subsequent developments validated many of his concerns.

Raising Public Awareness

Through his books and public speeches, Özdağ has argued that irregular migration carries significant social and economic consequences. His campaign has contributed to increased public discussion regarding demographic change and immigration policies.

Plans for Voluntary and Law-Based Return

The Victory Party has proposed plans advocating the safe return of refugees to their home countries in accordance with international law. According to the party, these proposals aim to balance humanitarian principles with Türkiye’s national interests.

The Voice of Young People in the Digital Era

A Political Breakthrough Through Social Media

Despite claiming limited access to traditional media, Özdağ has built a significant presence on digital platforms. Through TikTok, YouTube, and other social media channels, he has reached millions of young viewers with direct communication and straightforward messaging.

Changing Generation Z’s View of Politics

Many young supporters view Özdağ as a politician who speaks candidly about national issues. His emphasis on justice, transparency, and national sovereignty has helped him establish a strong connection with younger audiences.

Politics Close to the People

Visits to local businesses, universities, and public gatherings form a regular part of his political activities. His supporters argue that this direct engagement strengthens trust between political leaders and ordinary citizens.

Meritocracy, Productive Economy, and the National State

Merit-Based Public Administration

Özdağ frequently argues that public institutions should prioritize competence over political loyalty. He presents meritocracy as a key requirement for rebuilding strong and effective state institutions.

Revitalizing Agriculture and Industry

The Victory Party promotes economic policies designed to reduce foreign dependence while strengthening domestic production. Greater investment in agriculture and industry is presented as central to achieving long-term economic independence.

A Vision Inspired by Atatürk

Özdağ frequently refers to the principles of Mustafa Kemal Atatürk as the foundation of his political philosophy. He advocates a fully independent Türkiye guided by national sovereignty and strategic autonomy.

A Defining Political Figure for Türkiye’s Future

Continuing Despite Political Challenges

Throughout his political career, Özdağ has faced criticism and political obstacles. Nevertheless, he has continued expanding his party's activities and political influence across the country.

Shifting the Political Agenda

Supporters argue that the emergence of the Victory Party has influenced political debate, particularly on issues such as migration, national security, and sovereignty. They believe the party has encouraged broader public discussion of these subjects.

A Vision for a Stronger and Safer Türkiye

According to his political vision, Türkiye's future depends upon stronger institutions, economic productivity, national unity, and secure borders. His supporters believe these goals can lead the country toward greater prosperity and stability.

Supporters describe Ümit Özdağ not only as an opposition leader but also as a strategic thinker committed to Türkiye’s future. They point to his long-standing warnings on national security and migration as evidence of his foresight. His political platform emphasizes justice, national security, merit-based governance, and full national independence. Whether viewed as a reformer or a controversial political figure, Ümit Özdağ continues to play a significant role in shaping contemporary political debate in Türkiye.

yilmazparlar@yahoo.com

2 Ağustos 2026 Pazar

Basın Bayramı Çatalca'da Kutlandı-Yılmaz Parlar





  

Basın Bayramı Çatalca'da Coşkulu Bir Organizasyonla Kutlandı

Basın Platformu Başkanı Remzi Tanış ve Ekibinden Örnek Organizasyon

24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kapsamında, Basın Platformu Başkanı Remzi Tanış ve organizasyon ekibi tarafından 1 Ağustos 2026 Cumartesi günü Çatalca'da bulunan Çatal Mangal Bahçesi Piknik Alanı'nda geniş katılımlı bir kutlama programı düzenlendi.

Basın camiasını bir araya getiren etkinliğe; çok sayıda gazeteci, medya temsilcisi, siyasetçi, sivil toplum kuruluşlarının başkanları, sponsor iş insanları ve davetliler katıldı.

Gün boyunca birlik, beraberlik ve dayanışma mesajlarının öne çıktığı organizasyon, katılımcılardan tam not aldı.

Kusursuz Organizasyon Büyük Beğeni Topladı

Etkinliğin her aşamasında gösterilen özen ve misafirperverlik, davetlilerin takdirini kazandı. Katılımcılar, organizasyonun eksiksiz hazırlanmış olmasını memnuniyetle karşılarken, Basın Platformu Başkanı Remzi Tanış ve organizasyon ekibine teşekkür ederek övgüler yağdırdı.

Program, basın mensupları arasında dostluk bağlarını güçlendiren, farklı kesimleri aynı çatı altında buluşturan anlamlı bir etkinlik olarak hafızalarda yer etti.

Protokol Konuşmalarında Basının Önemi Vurgulandı

Gerçekleştirilen protokol konuşmalarında, özgür ve tarafsız basının demokratik toplumların vazgeçilmez unsuru olduğu ifade edildi.

Konuşmacılar, doğru haberciliğin kamuoyunun sağlıklı bilgiye ulaşmasındaki kritik rolüne dikkat çekerek, basın emekçilerinin toplum adına büyük bir sorumluluk üstlendiğini belirttiler.

Hizmet Eden İsimlere Plaket Takdim Edildi

Program kapsamında, hizmetleri geçen önemli katkılar sağlayan isimlere teşekkür amacıyla plaketler takdim edildi.

Duygusal anların yaşandığı konuşmalarda  mesleğine gönül veren basın alkışlarla onurlandırıldı.



Canlı Müzik ve Dostluk Sofrasında Unutulmaz Anlar

Resmî programın ardından davetliler hep birlikte öğle yemeğinde buluştu.

Samimi sohbetlerin yapıldığı etkinlikte canlı müzik dinletisi eşliğinde davetliler keyifli vakit geçirirken, meslektaşlar uzun süre sonra yeniden bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı.

Elazığ Türküleri Programa Renk Kattı

Etkinliğin en beğenilen bölümlerinden biri ise Beylikdüzü Elazığ Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Feyzi Özcan ile sanatçı Sedat Çimen tarafından seslendirilen Elazığ yöresine ait türküler oldu.

Özellikle Harput musikisinin unutulmaz eserleri, mayalar ve uzun havalar davetliler tarafından büyük ilgiyle dinlenirken, zaman zaman katılımcılar da türkülere eşlik etti. Elazığ kültürünü yansıtan bu özel dinleti programa ayrı bir renk ve anlam kattı.

İş Dünyasından Basına Güçlü Destek Mesajı

Program sırasında gerçekleştirdiğimiz söyleşide, Türkiye Sanayici İş İnsanları Platformu Başkanı İsmail Aktaş ile iş insanı Sabahattin Karakoç, basının toplumdaki vazgeçilmez rolüne dikkat çekti.

Yaptıkları değerlendirmelerde; güçlü demokrasinin güçlü basınla mümkün olacağını doğru ve tarafsız haberciliğin hem toplum hem de ekonomi açısından büyük önem taşıdığını ifade ettiler.

Dayanışma ve Birlik Mesajları Ön Plandaydı

Etkinlik boyunca gazeteciler, iş insanları, sivil toplum temsilcileri ve siyasetçiler aynı ortamda buluşarak fikir alışverişinde bulundu.

Katılımcılar, bu tür organizasyonların meslektaşlar arasındaki dayanışmayı güçlendirdiğini, toplumsal birlik ve beraberliğe katkı sunduğunu belirterek organizasyonun geleneksel hale getirilmesi temennisinde bulundu.

24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı'nın Önemi

24 Temmuz 1908 tarihi, Türk basın tarihinde bir dönüm noktası olarak kabul edilir.

II. Meşrutiyet'in ilanıyla birlikte gazeteler, devlet sansür memurlarının denetimine sunulmadan yayımlanmaya başlanmış ve böylece Osmanlı Devleti'nde basın üzerindeki resmî sansür uygulaması sona ermiştir.

Bu nedenle 24 Temmuz, uzun yıllardır Türkiye'de "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanmaktadır.

Basın Bayramı'nın temel amacı;

Basın özgürlüğünün önemini hatırlatmak,

Gazetecilerin toplum adına üstlendiği sorumluluğu vurgulamak,

Kamuoyunun doğru ve tarafsız bilgi alma hakkını savunmak,

Basın emekçilerine teşekkür etmek,

Meslek dayanışmasını güçlendirmektir.

Günümüzde teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte gazetecilik yalnızca gazete ve televizyonla sınırlı kalmayıp dijital medya, internet haberciliği ve sosyal medya platformlarında da kamuoyunu bilgilendirmeye devam etmektedir.

yilmazparlar@ a Grand Gathering in Çatalca

An Exemplary Organization by Pyahoo.com

Press Day Celebrated with

ress Platform President Remzi Tanış and His Team

As part of the 24 July Journalists and Press Day, a large-scale celebration program was organized on 1 August 2026 at the Çatal Mangal Garden Picnic Area in Çatalca by Press Platform President Remzi Tanış and his organizing team.

The event brought together members of the press, media representatives, political figures, NGO leaders, sponsoring businesspeople, and numerous invited guests. Throughout the day, messages of unity, solidarity, and cooperation were emphasized, and the event received widespread appreciation from participants.

A Flawless Organization Earned Great Appreciation

The careful planning, hospitality, and professionalism displayed throughout the event impressed all attendees. Guests praised the outstanding organization and expressed their sincere gratitude to Press Platform President Remzi Tanış and his dedicated team for delivering a memorable celebration.

The gathering strengthened friendships among journalists while bringing together representatives from different sectors under one roof in a warm and meaningful atmosphere.

Speakers Highlighted the Importance of a Free Press

During the official protocol speeches, speakers emphasized that a free and impartial press is an indispensable pillar of every democratic society.

They underlined the vital role of responsible journalism in ensuring that the public has access to accurate information and stressed that journalists carry an essential responsibility on behalf of society.

Awards Presented to Those Who Contributed to the Press

As part of the program, commemorative plaques were presented to distinguished individuals in recognition of their valuable contributions and dedicated service to the media sector.

The award ceremony created emotional moments as respected members of the press community were honored with warm applause.

Live Music and a Memorable Gathering

Following the official program, guests enjoyed a lunch together in a friendly atmosphere.

The event continued with live music performances, allowing participants to reconnect, exchange ideas, and spend an enjoyable afternoon with colleagues and friends.

Traditional Elazığ Folk Songs Added a Special Touch

One of the highlights of the event was the performance by Feyzi Özcan, President of the Beylikdüzü Elazığ Culture and Solidarity Association, together with renowned artist Sedat Çimen.

Traditional folk songs from the Elazığ region, especially the unforgettable melodies of Harput music, including Maya and Uzun Hava performances, received enthusiastic applause. Many guests joined in, creating unforgettable moments that reflected the rich cultural heritage of Elazığ.

Strong Support for the Press from the Business Community

During an interview held at the event, İsmail Aktaş, President of the Turkey Industrialists and Businesspeople Platform, and businessman Sabahattin Karakoç highlighted the indispensable role of the press in society.

They stated that a strong democracy can only exist alongside a strong and independent press, emphasizing that accurate and impartial journalism is essential not only for society but also for sustainable economic development.

Messages of Unity and Solidarity

Throughout the event, journalists, business leaders, NGO representatives, and political figures had the opportunity to exchange ideas and strengthen their professional relationships.

Participants expressed their hope that such gatherings would continue every year, noting that they reinforce professional solidarity while contributing to national unity and social cohesion.

The Significance of July 24 – Journalists and Press Day

24 July 1908 marks a historic milestone in Turkish press history.

Following the proclamation of the Second Constitutional Era, newspapers began to be published without prior government censorship, bringing an end to official press censorship in the Ottoman Empire.

For this reason, 24 July has long been celebrated in Türkiye as Journalists and Press Day.

The primary objectives of this special day are:

To emphasize the importance of press freedom.

To recognize the responsibility undertaken by journalists on behalf of society.

To defend the public's right to receive accurate and impartial information.

To honor members of the press for their dedicated service.

To strengthen solidarity within the journalism profession.

Today, journalism extends far beyond newspapers and television. Through digital media, online journalism, and social media platforms, journalists continue to inform society with speed and responsibility.

As technology continues to evolve, ethical, reliable, and independent journalism remains one of the strongest foundations of democracy, transparency, and freedom of expression.


yilmazparlar@yahoo.com

7. Uluslararası Medya Forumu-Yılmaz Parlar

  ANA SAYFA SİYASET EKONOMİ SEKTÖRLER SAĞLIK BİLİŞİM GÜNCEL TURİZM GASTRONOMİ SANAT MAGAZİ...