30 Eylül 2026 Çarşamba

5. Güvenilir Ürün Zirvesi-Yılmaz Parlar





  

5. Güvenilir Ürün Zirvesi’nde Geleceğin Gıdası Konuşuldu

Güvenilir gıda, yerli üretim ve sürdürülebilirlik İstanbul’da aynı masada buluştu

Bazen bir ürünün hikâyesi rafta başlamaz.

Toprağın altında başlar.

Üreticinin emeğinde, suyun korunmasında, fabrikadaki üretim hattında, laboratuvardaki kontrolde, ihracat kapısında ve sonunda tüketicinin sofrasında devam eder.

İşte 5. Uluslararası Güvenilir Ürün Zirvesi ve Feed the Future, tam da bu zincirin bütün halkalarını İstanbul’da aynı çatı altında buluşturdu.

29 Eylül 2026 Salı günü Florya Crowne Plaza Hotel’de gerçekleştirilen zirvede; güvenilir gıda, yerli ve milli üretim, ürün güvenliği, sürdürülebilirlik, ihracat, dijital dönüşüm, gıda israfı, geri dönüşüm, fonksiyonel gıdalar ve gastronominin geleceği ele alındı.

Güvenilir Ürün Platformu tarafından düzenlenen zirvenin ana teması ise “Yerli ve Milli Kahramanlar” oldu.

Celal Toprak’tan zirveye güçlü vurgu

Gıda Platformu Başkanı ve TGRT Haber Ekonomi Müdürü - Türkiye'de İş Dünyası Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Celal Toprak, açılış konuşmasında güvenilir gıdaya duyulan ihtiyacın ve toplumsal farkındalığın artırılmasının önemine dikkat çekti.

Toprak, organizasyonun oluşmasında büyük emeği bulunan isimlerden Gıda Mühendisi Yardımcısı Elif Aşlamacı Attepe’nin katkısının altını çizerek zirvenin hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür etti.

Ali Kopuz: “Yerli iş birlikleri ve somut kazanımlar”

Zirvenin önemli konuşmalarından birini İstanbul Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kopuz yaptı.

Kopuz, konuşmasında öncelikle zirvenin gerçekleşmesinde emeği bulunan Celal Toprak ve arkadaşlarını, Elif Hanım’ı tebrik etti.

Tarım ve Orman Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığı başta olmak üzere organizasyona katkı sağlayan kurumlara teşekkür eden Kopuz, sivil kuruluşları ve iş dünyasını da kutladı.

Kopuz’un konuşmasındaki en dikkat çekici mesajlardan biri, zirvenin yalnızca bir buluşma olarak kalmaması gerektiğine ilişkin vurgusuydu.

“Gün boyunca gerçekleştirilecek toplantıların yerli iş birliklerine ve somut kazanımlara vesile olmasını temenni ediyorum.”

Kopuz, buluşmaların ülke, sektör ve bütün paydaşlar açısından hayırlı sonuçlar doğurması temennisinde bulunarak konuşmasını tamamladı.

Bu mesaj, zirvenin temel yaklaşımını da özetliyordu:

Konuşmak değil, konuşulanları üretime, iş birliğine ve somut sonuca dönüştürmek.

Hakkı Karabörklü: Ürün güvenliği artık uluslararası rekabetin de anahtarı

Zirvede dikkat çeken konuşmalardan biri de Ticaret Bakanlığı Ürün Güvenliği Genel Müdürü Hakkı Karabörklü tarafından gerçekleştirildi.

Karabörklü, konuşmasında ürün güvenliğinin yalnızca vatandaşın sağlığını korumaya yönelik bir kamu görevi olmadığını; aynı zamanda Türkiye’nin uluslararası ticaretteki konumu açısından da önemli bir başlık olduğunu vurguladı.

Türkiye’nin Avrupa Birliği teknik düzenlemeleriyle uyumlu üretim sürecine dikkat çeken Karabörklü; tarım ürünlerinden gıdaya, sanayi ürünlerinden farklı ürün gruplarına kadar güvenilir ve mevzuata uygun üretimin önemini anlattı.

Konuşmasının merkezinde ise iki temel hedef bulunuyordu:

Vatandaşın sağlığını korumak ve güvenilir üretim yapan işletmelerin önünü açmak.

Karabörklü, ürün güvenliğine ilişkin düzenlemelerin yalnızca devletin denetim mekanizması olarak görülmemesi gerektiğine işaret ederek, üreticiden satıcıya kadar uzanan zincirin tamamında güvenilirliğin sağlanmasının önemini ortaya koydu.

Türk ürününün dünyadaki itibarı

Karabörklü’nün konuşmasında öne çıkan bir başka başlık ise Türk ürünlerinin uluslararası itibarı oldu.

Güvenilir üretimin yalnızca Türkiye'deki tüketici açısından değil, Türk ürünlerinin başka ülkelerdeki algısı ve Türkiye’nin dış ticaret kapasitesi açısından da önem taşıdığı vurgulandı.

Bu noktada ürün güvenliği; sağlık, kalite, çevre ve uluslararası mevzuatla birlikte değerlendirilen daha geniş bir çerçeveye taşındı.

Türkiye’nin dünyanın farklı pazarlarına ürün gönderebilmesi için üretim standartlarının ve güvenilirliğin uluslararası ölçekte karşılık bulması gerektiği mesajı öne çıktı.

Güvenilir ürünün sınırı artık ülke sınırları değil

Konuşmanın dikkat çekici taraflarından biri de güvenilirliğin artık yalnızca ulusal pazardaki bir mesele olarak görülmemesi oldu.

Ürün nerede üretiliyor?

Hangi standartlara göre üretiliyor?

Hangi pazara gönderiliyor?

Tüketici o ürüne ne kadar güveniyor?

Bu soruların tamamı, günümüz ticaretinde ürün güvenliğinin neden stratejik bir başlık hâline geldiğini gösteriyor.

Zirvede verilen mesajlardan biri de bu nedenle oldukça açıktı:

Türkiye’de güvenilir üretilen ürün, Türkiye’nin dünya pazarlarındaki itibarıyla birlikte değerlendirilmek zorunda.

Güvenilir ürün, üretimden ihracata uzanan zincir

Zirvenin açılışında Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Gümen, İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kopuz, İş Bankası Tarım Bankacılığı Pazarlama Bölüm Müdürü Umut Yiğit ve Gıda Platformu Başkanı Celal Toprak gibi isimler yer aldı.

Bu geniş katılım, güvenilir ürün konusunun yalnızca gıda sektörünün değil; kamu, özel sektör, üretici, ticaret ve tüketici zincirinin ortak konusu olduğunu ortaya koydu.

Davut Gül: Güvenilir ürün, sürdürülebilir sistemin parçası

İstanbul Valisi Davut Gül, güvenilir ürün konusunun hayatın her alanına dokunduğuna dikkat çekti.

Pandemi döneminde bazı ürünlere ulaşımda ve tedarik zincirlerinde yaşanan sorunları hatırlatan Gül; kaynakların verimli kullanılması, atıkların azaltılması, geri dönüşüm, toprağın ve suyun korunması gibi başlıkların birlikte düşünülmesi gerektiğini belirtti.

Gül ayrıca yerli ve milli üretimin, ülkelerin kendi temel ihtiyaçlarını karşılayabilme kapasitesi açısından önemini vurguladı.

16 iş insanına “Yerli ve Milli Kahraman” ödülü

Zirvenin en dikkat çekici bölümlerinden biri “Yerli ve Milli Kahramanlar” ödül töreni oldu.

Üretim, sanayi, gıda ve perakende sektörlerinde Türkiye ekonomisine katkı sağlayan 16 iş insanı ödüllendirildi.

Ödül alan isimler arasında Bülent Eczacıbaşı, Tuncay Özilhan, Murat Yalçıntaş, İbrahim Erdemoğlu, Hulusi Oğuz, Kenan Demirtaş, Dr. Eren Günhan Ulusoy, Cem Şenocak, Davud Doğan, Ozan Turan, Hacı Mustafa Aydoğdu, Galip Aykaç, Mustafa Kürlek, Hakan Şişik, Turgay Terzi ve Veysel Memiş yer aldı.

Ekonomi ve iş dünyasının gündemi

Zirve, yalnızca gıda güvenliğiyle sınırlı kalmadı.

“Kaynaklar ve Kaynak Yaratanlar”, “Dijital Dünyada Yeni İş Modelleri”, “Dijital Dönüşümle Sınırları Aşanlar”, “Yerel Perakendede Rafa Girmek Ne Kadar Kolay?”, “Tasarımın Gücü ile Markalaşma Yolculuğu” ve “İhracatın Başkanları Anlatıyor: Dünyaya Satmanın Şifreleri” başlıklı oturumlarla iş dünyasının farklı alanları da masaya yatırıldı.
Böylece güvenilir ürün kavramı; üretimden markalaşmaya, perakendeden ihracata, dijitalleşmeden sürdürülebilirliğe kadar geniş bir ekonomik çerçevede ele alındı.

Gastronomi dünyası da zirvedeydi

Zirvenin gastronomi ayağında sürdürülebilir mutfak, fonksiyonel gıdalar, sağlıklı yaşam ve farklı gastronomi başlıklarında workshoplar gerçekleştirildi.

TURGİD tarafından düzenlenen etkinliklerde Yunus Emre Akkor, Asuman Kerkez, Nermin Öztürk, Süleyman Tarakçı, Cüneyt Asan, Fatih Sarp, Murat Tarhan, Tolgahan Tabak ve Uğur Gömeç gibi gastronomi dünyasından isimler yer aldı.

Balkan Kupası’nda Türkiye ikinci

Zirve kapsamında gerçekleştirilen özel söyleşide AGAFED Milli Takım Direktörü Chef Ceyda Özdemirli ile Türkiye’nin gastronomideki uluslararası başarısı konuştuk.

3. Topraktan Sofraya Edirne Gastronomi Festivali kapsamında düzenlenen Uluslararası Balkan Kupası’nda Türkiye ikinci oldu.

Romanya’nın birinci, Türkiye’nin ikinci, Arnavutluk’un üçüncü olduğu yarışmada Türkiye’yi AGAFED Milli Takımı temsil etti.

Milli takımda Direktör Chef Ceyda Özdemirli, Kaptan Chef Esra Yılmaz, takım üyeleri Chef Ümit Özdemir ve Chef Musa Can yer aldı.

Kadim Süryani lezzeti geleceğe taşınıyor

Yine Zirvede özel söyleşi yaptığımız  TA’MO Kadim Süryani Tatları ile Ayda Yılmaz  oldu.

Süryani kurabiyesiyle ödüle layık görülen Yılmaz, ürünün kendine özgü yapısını ve kültürel geçmişini anlattı.

TA’MO’nun Mardin kültüründen, hibiskusun karakterinden ve nesiller boyunca sofralarda yer bulan Süryani çöreğinden ilham aldığı belirti.

Böylece güvenilir ürün kavramının bir başka boyutu da

Geçmişten gelen bir lezzeti, güvenilir üretim anlayışıyla geleceğe taşımak.

Gıda israfı ve geri dönüşüm

Zirvede sürdürülebilirlik de önemli başlıklardan biri oldu.

29 Eylül’ün Birleşmiş Milletler tarafından Uluslararası Gıda Kaybı ve İsrafı Farkındalık Günü olarak kabul edilmesi nedeniyle gerçekleştirilen workshoplarda gıda israfına karşı çözüm önerileri, fonksiyonel gıdalar ve ambalaj atıklarının geri dönüşümü ele alındı.

Döngüsel ekonomi konusunda farkındalık oluşturulmasına yönelik uygulamalı çalışmalar gerçekleştirildi.

750 başvuru, 120 jüri üyesi, 36 kategori

Zirvenin “geleceği besleyenler” başlığını ise Feed the Future ödülleri oluşturdu.

Türkiye genelinden yaklaşık 750 başvuru değerlendirilirken, 120 jüri üyesi 36 kategoride kazananları belirledi.

Kazananlar zirvenin akşamında düzenlenen ödül töreninde açıklandı.

Ve zirvenin geride bıraktığı soru…

İstanbul’daki zirve sona erdi.

Salon boşaldı.

Paneller tamamlandı.

Ödüller sahiplerini buldu.

Ancak geriye yalnızca fotoğraflar ve ödüller kalmadı.

Bir soru da masada kaldı:

Geleceğin dünyasında güvenilir ürünü nasıl üreteceğiz?

Çünkü artık mesele sadece daha fazla üretmek değil.

Toprağı koruyarak üretmek.

Suyu koruyarak üretmek.

Üreticiyi koruyarak üretmek.

Tüketicinin güvenini kazanarak üretmek.

Dünya pazarlarının standartlarını karşılayarak üretmek.

Ve bütün bunları sürdürülebilir bir sistem içerisinde yapmak.

5.Uluslararası Güvenilir Ürün Zirvesi’nin verdiği mesaj, tam da bu noktada anlam kazanıyor:

Geleceği beslemek istiyorsak, önce güvenilir üretimi büyütmek gerekiyor.

“Yerli ve Milli Kahramanlar” temasıyla gerçekleştirilen zirve; kamu, iş dünyası, üretici, gastronomi ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirerek güvenilir ürün kavramının Türkiye’nin ekonomik ve sosyal geleceğindeki yerini yeniden gündeme taşıdı

yilmazparlar@yahoo.com

The Future of Food Discussed at the 5th International Reliable Product Summit

Reliable food, local production and sustainability brought together in Istanbul

Sometimes the story of a product does not begin on the shelf.

It begins beneath the soil.

It continues through the producer’s labor, the protection of water resources, the production line in the factory, quality controls in the laboratory, the export gate and, ultimately, the consumer’s table.

The 5th International Reliable Product Summit and Feed the Future brought all these links of the chain together under one roof in Istanbul.

Held on Tuesday, September 29, 2026, at the Florya Crowne Plaza Hotel, the summit addressed reliable food, local and national production, product safety, sustainability, exports, digital transformation, food waste, recycling, functional foods and the future of gastronomy.

Organized by the Reliable Product Platform, the main theme of the summit was “Local and National Heroes.”

Celal Toprak highlights the importance of reliable food

Celal Toprak, President of the Food Platform and Editor-in-Chief of Türkiye'de İş Dünyası magazine, emphasized in his opening remarks the need to increase awareness of reliable food and its importance for society.

Toprak also highlighted the major contribution of Food Engineer Assistant Elif Aşlamacı Attepe to the organization and thanked everyone who contributed to the preparation of the summit.

Ali Kopuz: “Local cooperation and concrete achievements”

One of the important opening speeches was delivered by Ali Kopuz, Chairman of the Board of the Istanbul Commodity Exchange.

Kopuz congratulated Celal Toprak and his colleagues, as well as Elif Aşlamacı Attepe, for their efforts in organizing the event.

He also thanked the Ministry of Agriculture and Forestry, the Ministry of Trade and the institutions contributing to the organization, while congratulating civil society organizations and the business community.

Kopuz emphasized that the meetings held throughout the day should go beyond discussion and create tangible outcomes.

“I hope the meetings held throughout the day will lead to local cooperation and concrete achievements.”

He expressed his hope that the summit would produce beneficial results for Türkiye, the sector and all stakeholders.

Hakkı Karabörklü: Product safety is also a key to international competitiveness

Another important speech at the summit came from Hakkı Karabörklü, General Director of Product Safety at the Ministry of Trade.

Karabörklü emphasized that product safety is not only a public responsibility aimed at protecting citizens’ health, but also an important factor in Türkiye’s position in international trade.

He drew attention to Türkiye’s alignment with European Union technical regulations and stressed the importance of reliable and legally compliant production across agricultural products, food, industrial goods and other product groups.

At the center of his remarks were two fundamental objectives: protecting public health and supporting businesses that produce safely and in compliance with regulations.

He also emphasized that product safety should not be viewed solely as a government inspection mechanism. Reliability must be maintained throughout the entire chain, from producer to seller.

The international reputation of Turkish products

Another important theme in Karabörklü’s remarks was the international reputation of Turkish products.

Reliable production matters not only for consumers in Türkiye, but also for the perception of Turkish products in international markets and the country’s foreign trade capacity.

Product safety therefore extends beyond health and quality to include environmental considerations and international regulations.

For Turkish products to reach markets around the world, production standards and reliability must have international recognition.

Reliable products: From production to exports

The summit brought together Deputy Minister of Agriculture and Forestry Prof. Dr. Ahmet Gümen, Istanbul Governor Davut Gül, Istanbul Commodity Exchange Chairman Ali Kopuz, İş Bank Agriculture Banking Marketing Department Manager Umut Yiğit and Food Platform President Celal Toprak, among other representatives.

The broad participation demonstrated that reliable products are not merely a concern for the food sector. They are a shared responsibility involving the public sector, private sector, producers, trade and consumers.

Davut Gül: Reliable products are part of a sustainable system

Istanbul Governor Davut Gül underlined that reliable products affect every aspect of daily life.

Referring to supply-chain difficulties experienced during the pandemic, Gül emphasized the need to consider efficient use of resources, waste reduction, recycling, and the protection of soil and water together.

He also highlighted the importance of local and national production in enabling countries to meet their essential needs.

16 business leaders honored as “Local and National Heroes”

One of the most notable sections of the summit was the “Local and National Heroes” award ceremony.

Sixteen business leaders contributing to Türkiye’s economy in production, industry, food and retail received awards.

The award recipients included Bülent Eczacıbaşı, Tuncay Özilhan, Murat Yalçıntaş, İbrahim Erdemoğlu, Hulusi Oğuz, Kenan Demirtaş, Dr. Eren Günhan Ulusoy, Cem Şenocak, Davud Doğan, Ozan Turan, Hacı Mustafa Aydoğdu, Galip Aykaç, Mustafa Kürlek, Hakan Şişik, Turgay Terzi and Veysel Memiş.

Business and the new economy

The summit went far beyond food safety.

Sessions titled “Resources and Those Who Create Resources,” “New Business Models in the Digital World,” “Breaking Borders Through Digital Transformation,” “How Easy Is It to Get on the Shelf in Local Retail?,” “The Journey of Branding Through the Power of Design,” and “Export Leaders Explain: The Secrets of Selling to the World” addressed different dimensions of the business world.

Reliable products were therefore discussed within a broader economic framework covering production, branding, retail, exports, digitalization and sustainability.

Gastronomy takes the stage

The gastronomy program featured workshops on sustainable kitchens, functional foods, healthy living and different aspects of gastronomy.

Events organized by TURGİD featured prominent gastronomy professionals including Yunus Emre Akkor, Asuman Kerkez, Nermin Öztürk, Süleyman Tarakçı, Cüneyt Asan, Fatih Sarp, Murat Tarhan, Tolgahan Tabak and Uğur Gömeç.

Türkiye finishes second in the Balkan Cup

As part of the summit, I personally interviewed AGAFED National Team Director Chef Ceyda Özdemirli about Türkiye’s international achievements in gastronomy.

At the International Balkan Cup, held during the 3rd From Soil to Table Edirne Gastronomy Festival, Türkiye finished second, behind Romania and ahead of Albania.

The Turkish national team was represented by Director Chef Ceyda Özdemirli, Captain Chef Esra Yılmaz, Chef Ümit Özdemir and Chef Musa Can.

An ancient Syriac flavor carried into the future

I also conducted a special interview with Ayda Yılmaz of TA’MO Ancient Syriac Flavors at the summit.

Yılmaz, whose Syriac cookie received an award, spoke about the product’s distinctive character and cultural heritage.

TA’MO draws inspiration from the culture of Mardin, the character of hibiscus and the traditional Syriac pastry that has been part of family tables for generations.

In this sense, reliable products also represent the preservation of cultural heritage: carrying a flavor from the past into the future through reliable production.

Food waste and recycling

Sustainability was another major theme of the summit.

As September 29 is recognized by the United Nations as International Day of Awareness of Food Loss and Waste, workshops focused on solutions to food waste, functional foods and the recycling of packaging waste.

Practical activities were also organized to raise awareness of the circular economy.

750 applications, 120 jury members and 36 categories

The Feed the Future Awards formed the “future-feeding” dimension of the summit.

Approximately 750 applications from across Türkiye were evaluated, while 120 jury members selected winners in 36 categories.

The winners were announced at the award ceremony held in the evening.

And the question left behind by the summit…

The summit in Istanbul came to an end.

The panels concluded.

The awards were presented.

The photographs were taken.

But the event left behind more than awards and memories.

It left a question:

How will we produce reliable products in the world of tomorrow?

Because the issue is no longer simply producing more.

Producing while protecting the soil.

Producing while protecting water.

Producing while protecting producers.

Producing while earning consumers’ trust.

Producing according to the standards of global markets.

And doing all of this within a sustainable system.

The message of the 5th International Reliable Product Summit is clear:

If we want to feed the future, we must first strengthen reliable production.

Under the theme of “Local and National Heroes,” the summit brought together representatives from government, business, production, gastronomy and civil society, placing the role of reliable products in Türkiye’s economic and social future once again at the center of the agenda

yilmazparlar@yahoo.com

25 Eylül 2026 Cuma

Ukrayna Bağımsızlık Günü 2026-Yılmaz Parlar





  

Ukrayna Bağımsızlık Günü İstanbul’da Savaşın Gölgesinde Barış ve Dayanışma Mesajlarıyla Kutlandı

 “Biz Buradayız”, Ukrayna’nın 35. Bağımsızlık Yılında İstanbul’dan Barış ve Dayanışma Mesajı

Ukrayna, Rusya ile devam eden savaşın ağır koşullarına rağmen bağımsızlık gününe olan bağlılığını İstanbul’da güçlü bir şekilde ortaya koydu.

Ukrayna’nın bağımsızlığının 35. yılı dolayısıyla düzenlenen resepsiyonda verilen mesajların merkezinde yalnızca bağımsızlık ve egemenlik değil, barışa duyulan özlem, savaşın insanlık üzerindeki ağır bedeli, dayanışma ve geleceğin yeniden inşası vardı.

Savaşın ortasında bir bağımsızlık gününü kutlamanın, Ukrayna halkı açısından sıradan bir diplomatik etkinliğin çok ötesinde anlam taşıdığı vurgulanırken, Ukrayna İstanbul Başkonsolosu Georgy Filatov ve Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Dzhelyal Enverovych, ülkelerinin geleceğine ilişkin kararlılıklarını ve adil, kalıcı bir barış arzusunu dile getirdi.

İstanbul’daki resepsiyon, Ukrayna’nın bağımsızlığına yönelik güçlü bağlılığın yanı sıra savaşın sona erdirilmesine yönelik özlemin de uluslararası diplomasi ve dostluk ortamında ifade edildiği anlamlı bir buluşmaya dönüştü.

İstanbul’da Ukrayna’nın 35. Bağımsızlık Yılı

Ukrayna İstanbul Başkonsolosluğu tarafından 24 Eylül 2026 Perşembe günü, Pullman Istanbul Hotel & Convention Center’da düzenlenen resepsiyonda, Ukrayna’nın bağımsızlığının 35. yılı kutlandı.

Ukrayna İstanbul Başkonsolosu Georgy Filatov ve eşi Galina Filatova, davetlileri kapıda karşılayarak resepsiyon boyunca konuklarla yakından ilgilendi.

Resepsiyona başta Ukrayna Ankara Büyükelçisi Nariman Dzhelyal Enverovych, Fener Rum Patrikhanesi’nin Lideri Patrik Bartholomeos, Marmara Grubu Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı Başkanı, Fahri Konsolos, diplomat ve sivil toplum lideri Dr. Akkan Suver, Pullman Istanbul Hotel & Convention Center sahibi Bülent Saruhan Saraylı olmak üzere çok sayıda ülkenin konsolosları, diplomatlar, akademisyenler, sanat dünyasının temsilcileri, iş insanları ve seçkin davetliler katıldı.

Gecenin sunuculuğunu Taras Buzdygan üstlendi.

Saygı duruşunun ardından Türkiye ve Ukrayna milli marşları seslendirilirken, sanatçılar Solomiya Yavuz ve Natali Deniz, güçlü yorumlarıyla milli marşlara eşlik etti.

“Biz Buradayız”

Gecenin en dikkat çekici mesajlarından biri Ukrayna İstanbul Başkonsolosu Georgy Filatov tarafından verildi.

Ukrayna’nın 35. bağımsızlık yılını savaş koşullarında kutladıklarını belirten Filatov, ülkesinin özgürlüğünü, egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve kendi geleceğini belirleme hakkını savunmaya devam ettiğini söyledi.

Savaşta hayatını kaybeden Ukraynalıları ve tüm masum savaş kurbanlarını saygıyla anan Filatov, konuşmasının en güçlü bölümünde Ukrayna’nın yaşadığı bütün zorluklara rağmen dünyaya verdiği mesajı şu sözlerle ifade etti:

“Biz buradayız.”

Filatov, Ukrayna’nın mücadele ettiğini, çalıştığını, ürettiğini, yeniden inşa ettiğini, çocuklarını büyüttüğünü ve geleceğe umutla baktığını vurguladı.

Bu sözler, savaşın bütün yıkıcılığına rağmen Ukrayna’nın bağımsızlık gününe sahip çıkma iradesinin de sembolü oldu.

“Biz Barış İstiyoruz, Ancak Kalıcı Bir Barış”

Başkonsolos Filatov’un konuşmasında en güçlü başlıklardan biri ise barış çağrısıydı.

Ukrayna’nın ciddi ve sonuç odaklı müzakerelere hazır olduğunu belirten Filatov, Karadeniz de dahil olmak üzere ateşkes konusunun görüşülebileceğini ifade etti.

Ancak Ukrayna açısından ateşkesin karşılıklı, gerçek ve uygulanabilir olması gerektiğini belirten Filatov, “Biz barış istiyoruz. Ancak istediğimiz barış, kalıcı bir barıştır.” mesajını verdi.

Bu mesaj, savaşın yalnızca cephede değil, toplumların geleceğinde ve milyonlarca insanın hayatında yarattığı ağır sonuçlara dikkat çekmesi açısından resepsiyonun en önemli başlıklarından biri oldu.

Çünkü savaşın geride bıraktığı en ağır tablo yalnızca yıkılan binalar değildir. Kaybedilen hayatlar, parçalanan aileler, yerinden edilen insanlar, çocukların geleceğine ilişkin kaygılar ve toplumların hafızasında açılan yaralar, savaşın insanlık açısından neden ağır bir bedel olduğunu her gün yeniden hatırlatmaktadır.

Bu nedenle İstanbul’daki resepsiyonda bağımsızlık coşkusu ile barış özlemi aynı çatı altında buluştu.

Türkiye’ye Teşekkür

Georgy Filatov, Ukrayna’nın yanında duran ve adil, kalıcı bir barışın sağlanması yönünde çaba gösteren Türkiye’ye, Türk halkına ve Türkiye’nin liderliğine teşekkür etti.

Filatov ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler’de yaptığı açıklamalarda Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğüne verdiği desteğe özel olarak teşekkür ederek, Türkiye’nin diplomatik çabalarının Ukrayna açısından önemli olduğunu ifade etti.

Ukrayna’nın barış görüşmelerinin kolaylaştırılması konusunda Türkiye’nin rolünü takdir ettiğini belirten Filatov, özellikle Karadeniz’de güvenli seyrüsefer ve ateşkes konularında Türkiye’nin girişimlerinin önemine dikkat çekti.

Büyükelçi Nariman Dzhelyal Enverovych: “Ukrayna-Türkiye Ortak Görevleri Paylaşıyor”

Ukrayna Ankara Büyükelçisi Nariman Dzhelyal Enverovych de konuşmasında Türkiye-Ukrayna ilişkilerinin yalnızca savaş ve güvenlik başlıklarıyla sınırlı olmadığını vurguladı.

Enverovych, Ukrayna ile Türkiye’nin ortak çıkarların yanı sıra birlikte çözebilecekleri somut görevleri de paylaştığını söyledi.

Türkiye’nin Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğüne yönelik desteğini takdir ettiklerini belirten Büyükelçi, İstanbul’un daha önce önemli diplomatik görüşmelere ev sahipliği yaptığını hatırlatarak, Türk diplomasisinin adil ve kalıcı bir barışa ulaşılması çabalarında önemli bir rol oynayacağına ilişkin beklentisini dile getirdi.

Büyükelçi Enverovych ayrıca diplomatik girişimlerin güvenliği sağlayacak somut adımlarla desteklenmesi gerektiğini ifade etti.

Karadeniz İçin Ortak Mesaj

Büyükelçi Nariman Dzhelyal Enverovych’in konuşmasında Karadeniz özel bir yer tuttu.

Ukrayna açısından güvenli deniz ulaşımının, deniz ihracat koridorunun istikrarlı işlemesinin ve gıda ürünlerinin dünya pazarlarına ulaştırılmasının büyük önem taşıdığını belirten Enverovych, Türkiye’nin sivil gemilerin güvenliğini sağlama yönündeki çabalarına destek verdiklerini söyledi.

Ukrayna’nın deniz ve kritik altyapıya yönelik saldırıların durdurulmasına yönelik karşılıklı ve güvenilir düzenlemelere hazır olduğunu ifade eden Büyükelçi, bu düzenlemelerin karşılıklı uygulanması ve etkili mekanizmalarla izlenmesi gerektiğini belirtti.

Savaşın Ötesinde Bir Ortaklık

Resepsiyonda savaş ve barış başlıklarının yanı sıra Türkiye-Ukrayna ekonomik ilişkilerinin geleceği de öne çıktı.

Büyükelçi Enverovych, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın savaş ve barış meselelerinin çok ötesine geçtiğini belirterek, Serbest Ticaret Anlaşması'nın oluşturduğu fırsatlara ve insansız teknolojiler alanındaki iş birliği potansiyeline dikkat çekti.

Ukrayna’nın ileri teknolojilerin geliştirilmesi ve kullanılması konusunda savaş sırasında önemli bir deneyim kazandığını belirten Enverovych, bu deneyimi Türk ortaklarıyla paylaşmaya hazır olduklarını ifade etti.

Ortak üretim, teknoloji transferi ve yeni endüstriyel projeler için önemli bir potansiyel bulunduğunu belirten Büyükelçi, Türk şirketlerini Ukrayna’nın yeniden inşa sürecinde daha aktif rol almaya davet etti.

“Ukrayna’nın Geleceğini Birlikte İnşa Edelim”

Başkonsolos Georgy Filatov da ekonomik ilişkilerin önemine dikkat çekerek, Ukrayna’nın yalnızca destek verilmesi gereken bir ülke olmadığını, aynı zamanda güçlü bir iş birliği ortağı olduğunu vurguladı.

Filatov, Türkiye ile ikili ticaret hacminin 10 milyar dolara ulaştırılması hedefini dile getirirken, Ukrayna’nın yeniden inşa sürecinde altyapı, enerji, teknoloji, sanayi, lojistik ve güvenlik alanlarında önemli fırsatlar bulunduğunu belirtti.

Türk şirketlerinin Ukrayna’da yatırım ve üretim gerçekleştirdiğini hatırlatan Filatov, Baykar ve diğer Türk şirketlerini bu iş birliğinin önemli örnekleri arasında gösterdi.

İş dünyasına yönelik mesajını ise şu ifadelerle özetledi:

“Ukrayna’nın geleceğini birlikte inşa edelim.”

Filatov, yatırım ve ortaklıkların savaşın sona ermesini beklemeden bugünden kurulabileceğini belirtti.

Dayanışma Müzayedesi Ukraynalı Çocuklar İçin

Resepsiyon kapsamında düzenlenen yardım müzayedesinden elde edilecek gelirin, Ukraynalı çocuklara destek sağlayan Misto Dobra – İyilik Şehri yardım kuruluşuna aktarılacağı açıklandı.

Bu girişim, gecenin diplomatik boyutunun yanında insani dayanışma yönünü de öne çıkardı.

Başkonsolos Filatov ayrıca Fener Rum Patrikhanesi’ne, diplomatik misyon temsilcilerine, uluslararası dostlara, Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’na, Kırım Tatar halkına, Ukrayna toplumuna ve diasporasına Ukrayna etrafında gösterdikleri birlik ve dayanışma nedeniyle teşekkür etti.

Katkı Sağlayanlara Teşekkür

Georgy Filatov konuşmasında gecenin gerçekleşmesine katkı sağlayan isim ve kurumlara da teşekkür etti.

Bu kapsamda Pullman ve Saruhan Saraylı, Baykar Makina ve Haluk Bayraktar, Doğuş Grubu, Günsel, DEİK Türkiye-Ukrayna İş Konseyi, Yuri Dimçioğlu, fahri konsoloslar, Mehmet Işık ve Görkem Şehsuvar başta olmak üzere tüm sponsor ve iş ortaklarına teşekkürlerini iletti.

Ukrayna'da yaşananları dünyaya aktaran gazeteci Deniz Berktay ile sanatçılara, sunucu Taras Buzdygan'a ve organizasyon ekibine de ayrıca teşekkür edildi.

Müzik, Gastronomi ve Dostluk Aynı Gecede Buluştu

Başkonsolos Georgy Filatov ve Büyükelçi Nariman Dzhelyal Enverovych’in konuşmalarının ardından, gecenin duygusal atmosferini Ukrayna müziğinin hüznü ve derinliği yansıtan ezgiler tamamladı.

Solomiya Yavuz ve Natali Deniz’in milli marşlardaki performanslarının ardından Ukrayna müziğinden iki eser seslendirildi.

Konuşmaların ardından davetlilere Ukrayna mutfağının seçkin lezzetleri ikram edildi. Konuklar, resepsiyon boyunca Ukrayna kültürünü ve gastronomisini yakından tanıma fırsatı bulurken, gece hatıra fotoğraflarının çekilmesiyle sona erdi.

Bağımsızlık, Barış ve Gelecek

İstanbul’daki Ukrayna Bağımsızlık Günü resepsiyonu, savaşın gölgesinde geçen bir dönemde bağımsızlığa bağlılığın güçlü bir ifadesi olurken, gecenin en anlamlı mesajı savaşın sonsuza kadar sürmemesi ve barışın kalıcı hale gelmesi yönündeki özlem oldu.

Ukrayna’nın bağımsızlık gününü savaş koşullarında dahi kutlaması, ülkenin kendi geleceğine ilişkin iradesini koruma kararlılığının sembolü olarak öne çıktı.

Ancak gecenin bütün mesajları aynı gerçeğin etrafında birleşti: Savaşın kazananı ne kadar tartışılırsa tartışılsın, insanlığın kaybettikleri asla geri getirilemiyor.

Hayatını kaybeden insanların, evlerinden ayrılmak zorunda kalan ailelerin ve geleceği belirsizlik içinde büyüyen çocukların yaşadığı acılar, savaşın en ağır yüzünü oluşturuyor.

Bu nedenle İstanbul’daki resepsiyonda bağımsızlık için verilen mücadele kadar barışa duyulan özlem de güçlü biçimde hissedildi.

Gecenin sonunda Ukrayna ve Türkiye arasındaki dostluk, dayanışma ve ortak gelecek vurgusu öne çıkarken, Büyükelçi Nariman Dzhelyal Enverovych’in sözleriyle “Yaşasın Ukrayna, yaşasın Türkiye” mesajı resepsiyonun ortak dileğine dönüştü.

yilmazparlar@yahoo.com

Ukraine Independence Day

Ukraine Independence Day in Istanbul: Messages of Peace and Solidarity Amid War

“We Are Here”: Messages of Peace and Solidarity from Istanbul on Ukraine’s 35th Independence Anniversary

Despite the difficult conditions of the ongoing war with Russia, Ukraine demonstrated its strong commitment to its Independence Day in Istanbul. At the reception marking the 35th anniversary of Ukraine’s independence, the central messages went beyond independence and sovereignty, focusing on the longing for peace, the devastating human cost of war, solidarity and the rebuilding of the future.

The significance of celebrating Independence Day in the midst of war went far beyond an ordinary diplomatic gathering. Ukraine Consul General in Istanbul Georgy Filatov and Ambassador of Ukraine to Türkiye Nariman Dzhelyal Enverovych expressed their determination regarding their country's future, as well as their desire for a just and lasting peace.

The reception in Istanbul became a meaningful gathering where Ukraine's strong commitment to independence was accompanied by a powerful longing for an end to the war.

Ukraine’s 35th Independence Anniversary Celebrated in Istanbul

The reception marking the 35th anniversary of Ukraine’s independence was held by the Consulate General of Ukraine in Istanbul on Thursday, September 24, 2026, at the Pullman Istanbul Hotel & Convention Center.

Ukraine Consul General Georgy Filatov and his wife Galina Filatova welcomed guests at the entrance and personally hosted them throughout the reception.

Among the distinguished guests were Ambassador of Ukraine to Türkiye Nariman Dzhelyal Enverovych, Patriarch Bartholomew, spiritual leader of the Ecumenical Patriarchate, Dr. Akkan Suver, President of the Marmara Group Foundation for Strategic and Social Research, Honorary Consul, diplomat and civil society leader, and Bülent Saruhan Saraylı, owner of Pullman Istanbul Hotel & Convention Center.

The reception also brought together consuls general and consular representatives, diplomats, academics, representatives of the arts and culture community, business leaders and distinguished guests.

The evening was hosted by Taras Buzdygan.

Following a moment of silence, the national anthems of Türkiye and Ukraine were performed. Artists Solomiya Yavuz and Natali Deniz led the anthems with their powerful voices.

“We Are Here”

One of the evening's most striking messages came from Ukraine Consul General Georgy Filatov.

Speaking about Ukraine's 35th Independence Day being celebrated under wartime conditions, Filatov said that his country continues to defend its freedom, sovereignty, territorial integrity and right to determine its own future.

Honoring Ukrainians who lost their lives in the war and all innocent victims of the conflict, Filatov delivered one of the evening's most powerful messages:

“We are here.”

Filatov emphasized that Ukraine continues to fight, work, produce, rebuild, raise its children and look toward the future with hope.

The words became a powerful symbol of Ukraine's determination to uphold its Independence Day despite the devastation caused by war.

“We Want Peace, But We Want Lasting Peace”

One of the central themes of Consul General Filatov's speech was the call for peace.

He stated that Ukraine is ready for serious and result-oriented negotiations and is prepared to discuss a ceasefire, including in the Black Sea.

However, Filatov stressed that any ceasefire must be mutual, genuine and implementable by both sides.

“We want peace. But we want lasting peace,” he said.

The message highlighted the profound consequences of war—not only on the battlefield, but also on societies, families and millions of people whose lives and futures have been affected.

War leaves behind much more than destroyed buildings. Lost lives, separated families, displaced people, children growing up amid uncertainty and wounds left in the collective memory all demonstrate the devastating human cost of conflict.

For this reason, the Istanbul reception brought together two powerful sentiments under the same roof: the determination to preserve independence and the longing for peace.

Appreciation for Türkiye

Georgy Filatov expressed his sincere gratitude to Türkiye, the Turkish people and Türkiye's leadership for standing with Ukraine and supporting efforts toward a just and lasting peace.

Filatov also specifically thanked President Recep Tayyip Erdoğan for his statements at the United Nations and for Türkiye's support for Ukraine's sovereignty and territorial integrity.

He emphasized the importance of Türkiye's diplomatic efforts, particularly regarding the facilitation of peace talks and security and ceasefire issues in the Black Sea.

Ambassador Nariman Dzhelyal Enverovych: “Ukraine and Türkiye Share Common Tasks”

Ambassador of Ukraine to Türkiye Nariman Dzhelyal Enverovych emphasized that relations between Türkiye and Ukraine extend far beyond issues of war and security.

Enverovych stated that the two countries share not only common interests but also concrete tasks that can be addressed together.

Expressing appreciation for Türkiye's support for Ukraine's sovereignty and territorial integrity, the Ambassador recalled Istanbul's previous role in hosting important diplomatic meetings and said he expected Turkish diplomacy to continue playing an important role in efforts toward a just and lasting peace.

He also emphasized that diplomatic efforts must be supported by concrete measures capable of ensuring genuine security.

A Common Message for the Black Sea

The Black Sea was a particularly important theme in Ambassador Enverovych's remarks.

He emphasized the importance for Ukraine of safe maritime navigation, the stable operation of maritime export corridors and the uninterrupted delivery of food products to global markets.

Enverovych expressed support for Türkiye's efforts to ensure the safety of civilian vessels.

He said Ukraine is ready for mutual and reliable arrangements to stop attacks against maritime and critical infrastructure, stressing that such arrangements must be respected by both sides and supported by effective monitoring mechanisms.

A Partnership Beyond War

The future of Türkiye-Ukraine economic relations was another important theme of the reception.

Ambassador Enverovych emphasized that the strategic partnership between the two countries extends far beyond questions of war and peace, highlighting opportunities created by the Free Trade Agreement and the potential for cooperation in unmanned technologies.

He noted that Ukraine has gained significant experience in the development and use of advanced technologies during the war and is prepared to share this experience with Turkish partners.

He also pointed to significant potential for joint production, technology exchange and new industrial projects, inviting Turkish companies to take a more active role in Ukraine's reconstruction.

“Let Us Build Ukraine’s Future Together”

Consul General Georgy Filatov also highlighted the importance of economic relations, stressing that Ukraine is not only a country in need of support, but also a strong partner for cooperation.

Filatov referred to the goal of increasing bilateral trade between Türkiye and Ukraine to 10 billion dollars, emphasizing opportunities in infrastructure, energy, technology, industry, logistics and security as part of Ukraine's reconstruction.

He pointed to Baykar and other Turkish companies as important examples of Turkish investment and production cooperation in Ukraine.

His message to the business community was clear:

“Let us build Ukraine’s future together.”

Filatov emphasized that partnerships and investment projects can be developed today rather than waiting for the war to end.

Solidarity Auction for Ukrainian Children

A charity auction held as part of the reception will provide support to Misto Dobra – City of Goodness, an organization assisting Ukrainian children.

The initiative added a strong humanitarian dimension to the diplomatic gathering, emphasizing solidarity with children affected by the war.

Filatov also expressed his gratitude to the Ecumenical Patriarchate, representatives of diplomatic missions, international friends, Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, the Crimean Tatar people, the Ukrainian community and the Ukrainian diaspora for their unity and solidarity with Ukraine.

Appreciation for Supporters

Georgy Filatov also thanked those who contributed to the organization of the reception.

Among them were Pullman and Saruhan Saraylı, Baykar Makina and Haluk Bayraktar, Doğuş Group, Günsel, DEİK Türkiye-Ukraine Business Council, Yuri Dimçioğlu, honorary consuls, Mehmet Işık and Görkem Şehsuvar, as well as all sponsors and business partners.

He also thanked journalist Deniz Berktay, who reports on developments in Ukraine to international audiences, together with the artists, host Taras Buzdygan and the entire organizing team.

Music, Gastronomy and Friendship

Following the speeches by Consul General Georgy Filatov and Ambassador Nariman Dzhelyal Enverovych, Ukrainian music added an emotional dimension to the evening with melodies reflecting the depth and melancholy of the country's musical tradition.

After leading the national anthems, Solomiya Yavuz and Natali Deniz performed two Ukrainian musical pieces.

Guests were then treated to selected dishes from Ukrainian cuisine. The reception offered an opportunity to experience Ukrainian culture and gastronomy, before concluding with commemorative photographs.

Independence, Peace and the Future

The Ukrainian Independence Day reception in Istanbul became a powerful expression of commitment to independence at a time when the country continues to face the realities of war.

At the same time, one of the evening's strongest sentiments was the longing for an end to the conflict and the establishment of lasting peace.

Ukraine's decision to celebrate its Independence Day despite wartime conditions stood as a symbol of its determination to preserve its national identity and its right to shape its own future.

Yet the messages of the evening also converged around another undeniable reality:

Whatever arguments may surround the outcome of war, the lives lost by humanity can never be restored.

The suffering of those who have lost their lives, families forced to leave their homes and children growing up amid uncertainty represents the deepest human cost of war.

For this reason, alongside the determination to defend independence, the longing for peace was strongly felt throughout the Istanbul reception.

The evening concluded with an emphasis on friendship, solidarity and a shared future between Ukraine and Türkiye.

In the words expressed by Ambassador Nariman Dzhelyal Enverovych, the final message reflected the spirit of the gathering:

“Glory to Ukraine! Long live Ukraine! Long live Türkiye!”

yilmazparlar@yahoo.com

Türkiye–Azerbaycan Kardeşliği Ekonomik Güçle Büyüyor-Yılmaz Parlar

  ANA SAYFA SİYASET EKONOMİ SEKTÖRLER SAĞLIK BİLİŞİM GÜNCEL TURİZM GASTRON...