12 Haziran 2026 Cuma

İTO Haziran 2026 Meclis Toplantısı-Yılmaz Parlar





 

İTO Meclisinden Tarihi Vizyon

Türkiye 10 Yılda Üç Büyük Sıçrama Yapabilir
Şekib Avdagiç, “Üretim, Lojistik ve Teknolojide Yeni Bir Türkiye Doğuyor”

İstanbul Ticaret Odası’nın Haziran 2026 Meclis Toplantısı’nda konuşan Şekib Avdagiç, Türkiye'nin önümüzdeki on yıllık dönemde küresel ekonominin yükselen güçlerinden biri olmaya aday olduğunu vurgulayarak, üretim-ihracat, lojistik ve enerji-teknoloji alanlarında tarihi bir sıçrama fırsatının bulunduğunu söyledi.

Jeopolitik Avantajımızı Ekonomik Güce Dönüştürmeliyiz
Dünyanın son 30 yılın en büyük ekonomik ve jeopolitik dönüşümünden geçtiğine dikkat çeken Avdagiç, şirketlerin artık sadece düşük maliyetli üretim merkezlerini değil, güvenli, istikrarlı ve erişilebilir ülkeleri tercih ettiğini belirtti.
Avdagiç'e göre Türkiye; Avrupa'nın tedarik güvenliği arayışı, Çin+1 stratejisinin sürmesi, Kızıldeniz ve Hürmüz Boğazı'ndaki risklerin artması nedeniyle küresel üretim ve ticaret haritasında çok daha önemli bir konuma yükseliyor.

Türkiye'nin Önündeki 3 Büyük Fırsat

  1. Üretim ve İhracat Üssü Olmak
    Avrupa'nın tedarik zincirlerini çeşitlendirme çabaları Türkiye'yi yakın üretim merkezi haline getiriyor. Güçlü sanayi altyapısı ve yetişmiş insan kaynağıyla Türkiye'nin üretim kapasitesini daha üst seviyelere taşıma imkânı bulunuyor.
  2. Bölgesel Lojistik Merkezi Olmak
    Orta Koridor, Kalkınma Yolu ve Körfez-Türkiye-Avrupa bağlantılarının önem kazanması, Türkiye'yi Asya ile Avrupa arasında vazgeçilmez bir lojistik merkez haline getirebilir. Kara koridorlarının stratejik değeri her geçen gün artıyor.
  3. Enerji ve Teknoloji Merkezi Olmak
    Savunma sanayii, yenilenebilir enerji, veri merkezleri ve yüksek teknoloji yatırımları önümüzdeki dönemin yıldız sektörleri olarak öne çıkıyor. Türkiye'nin bu alanlarda yapacağı yatırımlar küresel rekabet gücünü artıracak.

Yeni Teşvikler Dönüşümün Anahtarı
İTO Başkanı, yeni teşvik sisteminin Türkiye'nin üretim ve yatırım gücünü artıracak önemli bir adım olduğunu belirterek, sanayi odaklı ve ihracata dayalı büyüme modelinin daha güçlü şekilde desteklenmesi gerektiğini ifade etti. Maliye politikaları, teşvikler ve finansman imkanlarının üretimi desteklemesi halinde Türkiye'nin yeniden şekillenen dünya ticaretinde çok daha güçlü bir konuma ulaşacağını söyledi.

Reel Sektörün En Büyük Sorunu, Yüksek Faiz
Konuşmasında iş dünyasının yaşadığı sorunlara da değinen Avdagiç, yüksek faiz ortamının reel sektör üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirtti.
Özellikle ihracatçı firmaların yüksek finansman maliyetleri ve zayıflayan dış talep nedeniyle kârlılık baskısını daha yoğun hissettiğini ifade eden Avdagiç, üretimin ve ihracatın desteklenmesinin ekonomik büyümenin sürdürülebilirliği açısından kritik önem taşıdığını vurguladı.

Dünyanın İlk 10 Ekonomisi Hedefi Hayal Değil
Türkiye'nin artan jeopolitik öneminin tek başına yeterli olmadığını belirten Avdagiç, bu avantajın ekonomik değere dönüştürülmesi gerektiğini söyledi.
Üretken yatırımların artırılması, yüksek katma değerli sektörlerin güçlendirilmesi ve makroekonomik istikrarın korunması halinde Türkiye'nin önümüzdeki on yıl içerisinde dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girmesinin sürpriz olmayacağını ifade etti.

İTO Seçimleri 27 Ekim'de
Haziran Meclis Toplantısı'nda bir diğer önemli gündem maddesi ise İTO seçimleri oldu. Avdagiç, İstanbul Ticaret Odası seçimlerinin 27 Ekim 2026 tarihinde Yeşilköy'deki İstanbul Fuar Merkezi'nde yapılmasının planlandığını açıkladı. Resmî duyurunun seçim kurulu teyidinin ardından yapılacağı belirtildi.

İTO Haziran 2026 Meclis Toplantısı, Türkiye ekonomisinin geleceğine ilişkin güçlü mesajların verildiği bir platform oldu. Küresel ticaret dengelerinin yeniden şekillendiği bir dönemde Türkiye; üretim, lojistik, enerji ve teknoloji alanlarında doğru adımları atabilirse yalnızca bölgesel bir güç değil, küresel ölçekte söz sahibi bir ekonomi haline gelebilir. İş dünyasının beklentisi ise bu tarihi fırsatların kalıcı refaha dönüştürülmesi yönünde birleşiyor.

yilmazparlar@yahoo.com

ITO June 2026 Assembly Meeting
Historic Vision from ITO Assembly
Türkiye Can Make Three Major Leaps in 10 Years
Şekib Avdagiç: "A New Türkiye is Emerging in Production, Logistics and Technology"

Speaking at the Istanbul Chamber of Commerce (ITO) June 2026 Assembly Meeting, Şekib Avdagiç emphasized that Türkiye is a candidate to become one of the rising powers of the global economy in the next decade, stating that there is a historic leap opportunity in the fields of production-exports, logistics, and energy-technology.

We Must Transform Our Geopolitical Advantage into Economic Power
Noting that the world is undergoing the biggest economic and geopolitical transformation of the last 30 years, Avdagiç stated that companies now prefer safe, stable and accessible countries, not just low-cost production centers.
According to Avdagiç, Türkiye is rising to a much more important position on the global production and trade map due to Europe's search for supply security, the continuation of the China+1 strategy, and increasing risks in the Red Sea and the Strait of Hormuz.

Türkiye's 3 Major Opportunities

  1. Becoming a Production and Export Hub
    Europe's efforts to diversify supply chains are making Türkiye a nearshoring production center. With its strong industrial infrastructure and skilled human resources, Türkiye has the opportunity to take its production capacity to even higher levels.
  2. Becoming a Regional Logistics Hub
    The increasing importance of the Middle Corridor, the Development Road, and Gulf-Türkiye-Europe connections can make Türkiye an indispensable logistics center between Asia and Europe. The strategic value of land corridors is increasing day by day.
  3. Becoming an Energy and Technology Hub
    Defense industry, renewable energy, data centers and high-tech investments stand out as the star sectors of the upcoming period. Investments Türkiye will make in these areas will increase its global competitiveness.

New Incentives Are the Key to Transformation
The ITO President stated that the new incentive system is an important step that will increase Türkiye's production and investment power, and expressed that the industry-oriented and export-led growth model should be supported more strongly. He said that if fiscal policies, incentives and financing opportunities support production, Türkiye will reach a much stronger position in the reshaping world trade.

The Biggest Problem of the Real Sector: High Interest Rates
Also touching upon the problems experienced by the business world in his speech, Avdagiç stated that the high interest rate environment puts serious pressure on the real sector.
Stating that exporting companies feel the profitability pressure more intensely due to high financing costs and weakening external demand, Avdagiç emphasized that supporting production and exports is critical for the sustainability of economic growth.

The Goal of Top 10 Economies in the World is Not a Dream
Stating that Türkiye's increasing geopolitical importance is not enough on its own, Avdagiç said that this advantage must be transformed into economic value.
He stated that if productive investments are increased, high value-added sectors are strengthened and macroeconomic stability is maintained, it would not be surprising for Türkiye to rank among the top 10 largest economies in the world within the next decade.

ITO Elections on October 27
Another important agenda item at the June Assembly Meeting was the ITO elections. Avdagiç announced that the Istanbul Chamber of Commerce elections are planned to be held on October 27, 2026 at the Istanbul Expo Center in Yeşilköy. It was stated that the official announcement will be made after the confirmation of the election board.

The ITO June 2026 Assembly Meeting was a platform where strong messages about the future of the Turkish economy were given. In a period when global trade balances are being reshaped, if Türkiye takes the right steps in production, logistics, energy and technology, it can become not only a regional power but also an economy that has a say on a global scale. The expectation of the business world is united in turning these historic opportunities into lasting prosperity.

yilmazparlar@yahoo.com

16 Mayıs 2026 Cumartesi

Türk Siyasetinde Yeni Dönem-Yılmaz Parlar





 Türk Siyasetinde Yeni Dönem

“Ümit Özdağ Fenomeni” Neden Doğru Okunmalı?

Mehmet Öğütçü’nün son yazısı olan “Türk Siyaset Dünyasında “Ümit Özdağ Fenomeni”ni Doğru Okuyabiliyor muyuz?” aslında yalnızca bir siyasetçi analizi değil; Türkiye’nin değişen sosyolojisini, güvenlik refleksini ve yeni siyasal arayışlarını okuma açısından dikkat çekici bir çerçeve sunuyor.

Uzun süredir Türkiye’de birçok kesim, siyaseti hâlâ eski ezberlerle okumaya çalışıyor. Sağ-sol, laik-antilaik, merkez-çevre, eski kutuplaşma başlıkları…Oysa dünya artık bambaşka bir döneme girdi.

Bugün toplumlar yalnızca ekonomi konuşmuyor. Sınır güvenliği, kimlik, aidiyet, demografik yapı, göç baskısı, jeopolitik kırılganlık, devlet kapasitesi, dijital çağın yarattığı kültürel çözülme gibi başlıklar da artık siyasetin merkezine oturuyor.

Amerika’dan Avrupa’ya kadar yükselen yeni siyasal reflekslerin temelinde de bu gerçek yatıyor.

Türkiye ise coğrafi konumu nedeniyle bu dönüşümü en sert yaşayan ülkelerden biri.

İşte bu nedenle Ümit Özdağ ve Zafer Partisi’ni yalnızca günlük siyasi polemikler üzerinden okumak büyük hata olur.

Çünkü burada ortaya çıkan şey yalnızca bir parti değil;
Türkiye’de büyüyen güvenlik refleksi, devlet kapasitesi arayışı, kontrolsüz göç kaygısı, milli egemenlik hassasiyeti ve toplumsal aidiyet arzusudur.

Mehmet Öğütçü’nün yazısındaki en önemli noktalardan biri de budur.

Yazı, Ümit Özdağ’ı klasik “marjinal siyasetçi” kategorisinin dışına taşıyarak; jeopolitik okuma yapan, devlet refleksi güçlü, stratejik perspektif üreten, gelecekte Türkiye siyasetinde belirleyici etkiler oluşturabilecek bir figür olarak ele alıyor. Bu önemli bir kırılmadır.

Çünkü Türkiye’de uzun yıllar boyunca güvenlik kaygıları dile getirildiğinde bu çoğu zaman sadece slogan düzeyinde tartışıldı.

Ancak bugün dünya gerçekleri değişiyor. Avrupa’nın bile artık düzensiz göç, sınır güvenliği, demografik baskı, ulusal aidiyet, kültürel bütünlük başlıklarını yüksek sesle tartıştığı bir dönemde, Türkiye’de bu meseleleri yıllar öncesinden gündeme taşıyan isimlerin yeniden değerlendirilmesi gerekiyor.

Burada önemli olan nokta şudur

Bir siyasetçiyi sevmek ya da sevmemek başka şeydir.
Toplumda neden karşılık bulduğunu doğru analiz etmek başka şey.

Bugün özellikle genç kuşaklarda, devlet refleksi güçlü, Atatürkçü, seküler, ama aynı zamanda güvenlik hassasiyeti yüksek yeni bir sosyolojik damar oluşuyor.

Bu damar kendisini yalnızca klasik sağ-sol ekseninde tanımlamıyor. Daha çok: “Devlet ayakta kalmalı, Türkiye kontrolünü kaybetmemeli, sınırlar korunmalı, ülke demografik baskı altında ezilmemeli” duygusuyla hareket ediyor.

Ümit Özdağ’ın yükselişini hazırlayan temel zemin de budur.

Elbette modern siyasette yalnızca güvenlik dili yetmez. Ekonomi, üretim, teknoloji, yapay zekâ, eğitim, kurumsallaşma, dış politika dengesi, gençlik vizyonu gibi alanlarda da güçlü projeler gerekir.

Zaten Mehmet Öğütçü’nün dikkat çektiği önemli başlıklardan biri de budur.

Çünkü Türkiye artık yalnızca slogan değil; devlet yönetme kapasitesi görmek istiyor.

Ancak şu gerçek de inkâr edilemez:

Türkiye’de yeni dönem siyasetinde, Ümit Özdağ ve Zafer Partisi artık görmezden gelinebilecek bir alanın dışına çıkmıştır.

Bugün mesele yalnızca bir partinin oy oranı değil; Türkiye’de oluşan yeni devlet refleksinin hangi siyasal merkezde şekilleneceğidir.

Bu nedenle Mehmet Öğütçü’nün yazısı kıymetlidir.

Çünkü peşin hüküm üretmeden, etiket siyasetinden uzak durarak, Türkiye’de oluşan yeni toplumsal ve siyasal zemini anlamaya çalışan stratejik bir perspektif ortaya koymaktadır.

Türkiye’nin bugün en fazla ihtiyaç duyduğu şey de tam olarak budur: Bağıran değil analiz eden, etiketleyen değil anlamaya çalışan, kutuplaştıran değil devlet aklıyla düşünen bir yaklaşım.

yilmazparlar@yahoo.com

A New Era in Turkish Politics
Why the “Ümit Özdağ Phenomenon” Must Be Read Correctly

Mehmet Öğütçü’s recent article, “Can We Properly Understand the ‘Ümit Özdağ Phenomenon’ in Turkish Politics?”, is not merely a political profile analysis; it also offers a remarkable framework for understanding Turkey’s changing sociology, security reflexes, and emerging political searches.

For a long time, many circles in Türkiye have continued trying to interpret politics through outdated formulas: right vs. left, secular vs. anti-secular,
center vs. periphery, and old polarization narratives.

However, the world has entered a completely different era.

Today, societies are no longer discussing only the economy.
Border security, identity, belonging, demographic transformation, migration pressure, geopolitical fragility, state capacity, and the cultural erosion created by the digital age are now at the center of politics.

This reality lies behind the rise of new political reflexes from the United States to Europe.

And Türkiye, because of its geographical position, is one of the countries experiencing this transformation most intensely.

That is precisely why it would be a major mistake to evaluate Ümit Özdağ and the Zafer Party merely through daily political polemics.

Because what is emerging here is not simply a political party;
it is the rise of a growing security reflex in Türkiye, a search for stronger state capacity, concerns over uncontrolled migration, sensitivity toward national sovereignty, and a desire for social belonging.

One of the most important aspects of Mehmet Öğütçü’s article is exactly this point.

The article moves Ümit Özdağ beyond the category of a “marginal politician” and presents him as a figure capable of geopolitical analysis, possessing strong state reflexes, producing strategic perspectives, and potentially shaping the future direction of Turkish politics.

This represents a significant turning point.

For years in Türkiye, security concerns were often discussed only at the slogan level.

But global realities are changing.

At a time when even Europe openly debates irregular migration, border security, demographic pressure, national identity, and cultural cohesion, figures who raised these issues years earlier in Türkiye deserve to be reassessed.

The essential point is this:

Liking or disliking a politician is one thing.
Correctly understanding why that politician resonates with society is another.

Today, especially among younger generations, a new sociological current is emerging: state-conscious, Atatürkist, secular,
yet simultaneously highly sensitive to security concerns.

This current does not define itself solely through the traditional right-left spectrum.

Rather, it is driven by the belief that: “The state must remain strong,
Türkiye must not lose control, borders must be protected,
and the country must not collapse under demographic pressure.”

This is the very foundation behind Ümit Özdağ’s political rise.

Of course, in modern politics, security discourse alone is not enough.

Strong visions are also required in: economy, production, technology,
artificial intelligence, education, institutionalization, foreign policy balance, and youth-oriented policies.

Indeed, this is another critical point highlighted by Mehmet Öğütçü.

Because Türkiye no longer wants slogans alone;
it wants to see state-management capacity.

Yet one reality can no longer be denied:

In the new era of Turkish politics, Ümit Özdağ and the Zafer Party have moved beyond a position that can simply be ignored.

The issue today is not merely a party’s vote percentage;
it is about which political center will shape the new state reflex emerging in Türkiye.

That is why Mehmet Öğütçü’s article is valuable.

Because without prejudice and away from the politics of labeling, it attempts to understand the new social and political ground forming in Türkiye through a strategic perspective.

And this is exactly what Türkiye needs most today:
not voices that shout, but minds that analyze; not those who label, but those who seek to understand; not those who polarize, but those who think with the wisdom of the state.

yilmazparlar@yahoo.com

İTO Mayıs 2026 Meclis Toplantısı-Yılmaz Parlar





  

İTO Mayıs 2026 Meclis Toplantısı

İTO Meclisinde Güçlü Mesaj

“Türkiye Artık Avrupa’nın Yönünü Belirleyen Stratejik Güç”

İstanbul Ticaret Odası’nın 14 Mayıs 2026 Perşembe günü gerçekleştirilen Mayıs Ayı Meclis Toplantısı’nda konuşan İTO Başkanı Şekib Avdagiç, küresel ekonomide yaşanan dönüşüm sürecinde Türkiye’nin kritik rolüne dikkat çekti.



Avdagiç, Türkiye’nin artık yalnızca bölgesel değil; Avrupa’nın ekonomik güvenliği, üretim kapasitesi ve tedarik zinciri açısından belirleyici ülkelerden biri haline geldiğini vurguladı.

Küresel ticaret dengelerinin yeniden kurulduğu bir dönemde Türkiye’nin önüne “tarihsel fırsat penceresi” açıldığını belirten Avdagiç, asıl meselenin bu fırsatları stratejik dönüşüme çevirebilmek olduğunu söyledi.

Türkiye Yeni Dünyanın Üretim Üssü Olabilir

“Menüde Değil, Masada Olan Ülke”

İTO Başkanı Şekib Avdagiç, Türkiye’nin yalnızca transit geçiş noktası değil; enerji, lojistik, sanayi ve ticaretin kesişim merkezi olabilecek kapasiteye sahip olduğunu ifade etti.

Özellikle Orta Koridor, Kalkınma Yolu, Karadeniz lojistiği ve Doğu Akdeniz bağlantılarının Türkiye’yi küresel ticaretin merkez ülkelerinden biri yapabileceğini belirten Avdagiç, şu mesajı verdi:

“Türkiye artık menüde değil, masada yer alan aktörlerden biridir.”

Avrupa’nın üretim güvenliği arayışında Türkiye’nin stratejik partner konumuna yükseldiğine dikkat çekilen toplantıda; elektrikli araçlar, batarya teknolojileri, yeşil çelik, temiz enerji ekipmanları ve savunma sanayiinde Türkiye’nin kritik rol üstlenebileceği ifade edildi.

İTO’dan Kritik Uyarı

“Sorun Sadece Enflasyon Değil”

Mayıs ayı meclis toplantısında ekonomiye ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulunan Şekib Avdagiç, Türkiye’nin temel probleminin yalnızca enflasyon olmadığını söyledi.

Özellikle üretim maliyetlerinin verimlilik artışını aşmasının ve emek yoğun sektörlerde rekabet gücünün azalmasının en önemli risklerden biri olduğuna dikkat çeken Avdagiç, Türk sanayisinin tüm zorluklara rağmen üretmeye devam ettiğini belirtti.

Yüksek faiz, finansmana erişim sorunları ve enerji maliyetlerine rağmen reel sektörün fedakârlıkla ayakta kaldığını söyleyen Avdagiç, Türkiye’nin rekabetçiliğini kaybetmeden büyümesini sürdürmesi gerektiğini ifade etti.

“Türkiye’nin Tüccarı Beyaz Atlı Prens Gibi Mücadele Ediyor”

İTO Meclisi’nde en dikkat çeken mesajlardan biri de KOBİ’ler ve tüccarlara yönelik oldu.

Şekib Avdagiç, Anadolu’nun üreticisi ve tüccarının tüm ekonomik zorluklara rağmen pes etmediğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Kimse kurtarıcı beklemiyor. Herkes kendi çözümünü üretmeye çalışıyor. Türkiye’nin tüccarı, Türkiye’nin beyaz atlı prensleridir.”

Bu sözler, salonda büyük yankı uyandırırken; üretim, ihracat ve istihdamın arkasındaki gerçek gücün sahadaki girişimciler olduğu mesajı öne çıktı.

İhracatta Türkiye Etkisi

“Batılı Pazarların İlk Tercihi Türkiye”

Nisan ayında ihracatta yaşanan güçlü yükselişi değerlendiren Şekib Avdagiç, Batılı ülkelerin ani tedarik ihtiyaçlarında ilk adres olarak Türkiye’ye yöneldiğini söyledi.

Türkiye’nin coğrafi avantajı, üretim altyapısı ve hızlı tedarik kabiliyeti sayesinde küresel sistemde öne çıktığını belirten Avdagiç, bu yükselişin kalıcı hale gelmesi gerektiğini vurguladı.

Yatırım Hamlesine Destek

“Türkiye Yüzyılı Vizyonuna Güç Katacak”

İTO Başkanı Şekib Avdagiç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan “Türkiye Yüzyılı: Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı”nı desteklediklerini belirtti.

Yeni vergi teşvikleri, yatırım dostu düzenlemeler ve dijital dönüşüm desteklerinin Türkiye’nin küresel rekabet gücünü artıracağını ifade eden Avdagiç, özellikle imalatçı ihracatçılar için sağlanan avantajların üretime önemli katkı sunacağını söyledi.

İTO Meclisinden Güçlü Vizyon Mesajı

İstanbul Ticaret Odası’nın Mayıs ayı meclis toplantısı, yalnızca ekonomik değerlendirmelerin yapıldığı bir oturum değil; aynı zamanda Türkiye’nin yeni küresel düzende üstlenebileceği role ilişkin güçlü vizyon mesajlarının verildiği stratejik bir platform oldu.

Toplantıda öne çıkan ortak mesaj ise netti:

Türkiye, üretimiyle, ticaretiyle, lojistik gücüyle ve girişimci ruhuyla yeni dönemin en kritik ülkelerinden biri olmaya hazırlanıyor.

yilmazparlar@yahoo.com

Istanbul Chamber of Commerce May 2026 Assembly Meeting

Strong Message at the ITO Assembly

“Türkiye Is Now a Strategic Power Shaping Europe’s Direction”

Speaking at the May 2026 Assembly Meeting of the Istanbul Chamber of Commerce held on Thursday, May 14, 2026, ITO President Şekib Avdagiç highlighted Türkiye’s critical role in the ongoing transformation of the global economy.

Avdagiç emphasized that Türkiye is no longer merely a regional actor, but has become one of the decisive countries in terms of Europe’s economic security, production capacity, and supply chains.

Pointing out that a “historic window of opportunity” has opened before Türkiye during this period of global trade realignment, Avdagiç stated that the real challenge is transforming these opportunities into strategic advantages.

Türkiye Could Become the Production Hub of the New World

“A Country Sitting at the Table, Not on the Menu”

ITO President Şekib Avdagiç stated that Türkiye is not merely a transit route, but a country with the potential to become the intersection point of energy, logistics, industry, and trade.

Highlighting the Middle Corridor, the Development Road Project, Black Sea logistics, and Eastern Mediterranean connections, Avdagiç noted that these initiatives could position Türkiye among the world’s major trade hubs.

He delivered the following striking message:

“Türkiye is no longer on the menu, but among the actors sitting at the table.”

During the meeting, it was also emphasized that Türkiye is becoming a strategic partner for Europe’s production security, especially in electric vehicles, battery technologies, green steel, clean energy equipment, and the defense industry.

Critical Warning from the ITO

“The Problem Is Not Only Inflation”

Making remarkable evaluations regarding the economy during the May assembly meeting, Şekib Avdagiç stated that Türkiye’s primary economic challenge is not limited to inflation alone.

He underlined that one of the most serious risks is the rise in production costs surpassing productivity growth, alongside the decline in competitiveness in labor-intensive sectors.

Despite high interest rates, financing difficulties, and increasing energy costs, Avdagiç stated that Turkish industry continues to produce with determination and sacrifice. He stressed that Türkiye must continue its growth journey without losing its competitive strength.

“Türkiye’s Merchants Are Fighting Like White Knights”

One of the most memorable messages of the ITO Assembly was directed toward SMEs and merchants.

Şekib Avdagiç emphasized that producers and traders across Anatolia continue their struggle despite economic hardships, stating:

“Nobody is waiting for a savior. Everyone is trying to create their own solution. Türkiye’s merchants are the white knights of Türkiye.”

These words resonated strongly in the hall, reinforcing the idea that the true driving force behind production, exports, and employment is the entrepreneurial spirit on the ground.

Türkiye’s Growing Impact on Exports

“Türkiye Is the First Choice of Western Markets”

Evaluating the strong increase in exports recorded in April, Şekib Avdagiç stated that Western countries are increasingly turning to Türkiye as their first destination for urgent supply needs.

He emphasized that Türkiye is gaining prominence in the global system thanks to its geographical advantage, industrial infrastructure, and rapid supply capability, adding that this momentum should be transformed into long-term success.

Support for the Investment Initiative

“It Will Strengthen the Vision of the Century of Türkiye”

ITO President Şekib Avdagiç expressed support for the “Century of Türkiye: Strong Investment Hub Program” announced by President Recep Tayyip Erdoğan.

Avdagiç stated that new tax incentives, investment-friendly regulations, and digital transformation support packages would strengthen Türkiye’s global competitiveness. He also noted that the incentives provided for manufacturing exporters would significantly contribute to domestic production.

A Strong Vision Message from the ITO Assembly

The May Assembly Meeting of the Istanbul Chamber of Commerce was not merely a platform for economic evaluations; it also became a strategic forum where strong vision messages regarding Türkiye’s future role in the new global order were delivered.

The common message emerging from the meeting was clear:

Türkiye is preparing to become one of the most critical countries of the new era with its production power, trade capacity, logistics strength, and entrepreneurial spirit.

yilmazparlar@yahoo.com

14 Mayıs 2026 Perşembe

29. Avrasya Ekonomi Zirvesi-Dünya Gündemi-Yılmaz Parlar





 

Küresel Sorumluluk Vurgusu

 29. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde Dünyanın Gündemi İstanbul’da Masaya Yatırıldı

“Avrasya Ekonomi Zirveleri Hür Bir Platformdur”

Marmara Grubu Vakfı tarafından düzenlenen 29. Avrasya Ekonomi Zirvesi, dünyanın farklı coğrafyalarından devlet adamlarını, diplomatları, akademisyenleri, dini liderleri, iş insanlarını ve kanaat önderlerini İstanbul’da bir araya getirdi.

WOW Otel & Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen zirve; savaşlardan enerji krizine, küresel barıştan kadın haklarına, çevre sorunlarından ekonomik dönüşüme kadar birçok kritik başlığın ele alındığı uluslararası bir diplomasi ve fikir platformuna dönüştü.

Zirvenin ana mottosu olan “Avrasya Ekonomi Zirveleri Hür Bir Platformdur” mesajı, farklı görüşlerin özgürce tartışıldığı küresel diyalog anlayışını bir kez daha ortaya koydu.

Savaş Sonrası Dünya’da Enerji ve Ekonomi Tartışıldı

Zirvenin dikkat çeken oturumlarından biri olan:

“Savaş, Terör, İhtilaf ve İstemsiz Göç’le Birlikte Savaş Sonrası Dünya’da Enerji ve Ekonomi”

Başlıklı oturumda; enerji güvenliği, küresel göç hareketleri, ekonomik kırılganlıklar ve savaşların dünya piyasalarına etkileri masaya yatırıldı.

Kuzey Makedonya Enerji Bakanı Sanja Božinovska’dan, Yunanistan eski Dışişleri Bakanı Dimitris Avramopoulos’a; Hırvatistan eski Başbakanı Jadranka Kosor’dan Romanya Prensi Radu’ya kadar birçok önemli isim aynı platformda buluştu.

Oturumda özellikle;

enerji arz güvenliği,

savaş sonrası ekonomik yeniden yapılanma,

Avrupa’nın enerji politikaları,

bölgesel iş birlikleri,

sürdürülebilir kalkınma stratejileri

üzerinde duruldu.

Uluslararası katılımcılar, dünyada artan jeopolitik gerilimlerin yalnızca siyasal değil; ekonomik, insani ve sosyal sonuçlar da doğurduğunu vurguladı.

Küresel Barış İçin Ortak Mesaj

3. Oturum, “Küresel Barış”

Marmara Grubu Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Lale Aytaç Nalbant moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Küresel Barış” oturumu, zirvenin en dikkat çekici bölümlerinden biri oldu.

Bosna Hersek Bakanlar Kurulu Başkanı Borjana Kristo, Lübnan eski Başbakanı Hassan Diab, Moldova eski Başbakanları Chiril Gaburici ve Dumitru Braghis, Polonya eski Başbakanı Marek Belka ile Birleşik Krallık Lordlar Kamarası Üyesi Jack McConnell’in katıldığı oturumda; savaşların insanlık üzerindeki etkileri, diplomatik çözüm yolları ve yeni dünya düzeni tartışıldı.

Katılımcılar, dünyada yükselen kutuplaşmaya karşı diplomasi, diyalog ve çok taraflı iş birliğinin önemine dikkat çekerek, kalıcı barışın ancak ortak akıl ve karşılıklı anlayışla mümkün olabileceğini ifade etti.

“Su ve Yeşilin Tükendiği Bir Gezegende Yaşamak” Oturumuna Büyük İlgi

4. Oturum,

“Avrasya Ekonomi Zirvesi Küresel Sorumluluk Platformudur”

Konu:

“Su ve yeşilin tükendiği bir gezegende yaşamak”

Zirvenin en anlamlı ve en stratejik başlıklarından biri olarak öne çıkan bu oturumda, insanlığın karşı karşıya olduğu çevresel tehditler kapsamlı şekilde ele alındı. İklim değişikliği, su kaynaklarının azalması, tarımsal krizler, çevresel göçler ve sürdürülebilir yaşam modelleri üzerine yapılan değerlendirmeler; yalnızca bugünün değil gelecek nesillerin kaderini belirleyecek küresel bir alarm niteliği taşıdı.

Farklı dinlerden ruhani liderlerin, devlet adamlarının, akademisyenlerin ve ekonomi temsilcilerinin aynı masa etrafında buluşması; çevre sorunlarının artık sadece ekolojik değil aynı zamanda ekonomik, sosyal, ahlaki ve insani bir mesele olduğunu ortaya koydu.

Ekümenik Patrik Bartholomeos, Şeyh-ülislam Allahşükür Paşazade, Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, Danilo Türk ve birçok uluslararası ismin katıldığı oturumda; dünyanın geleceği için ortak sorumluluk anlayışının güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

Kadın Hakları ve Demokrasi Zirvenin En Güçlü Mesajlarından Biri Oldu

5. Oturum:

“Demokrasi, Kadınlar ve Barışın Geleceği”

“Gücün Hukuku Yeniden Yazdığı Bir Dünyada: Kadın Hakları”

Kadın hakları, demokrasi ve barış ilişkisini merkeze alan bu oturum, zirvenin en güçlü sosyal mesajlarından birini verdi. Dünyada artan savaşlar, siyasi krizler ve güç mücadeleleri içerisinde kadınların karşı karşıya kaldığı sorunlar ele alınırken; toplumsal barışın kadınların sosyal, ekonomik ve siyasal hayattaki etkinliğiyle doğrudan bağlantılı olduğu vurgulandı.

Uluslararası katılımcılar; kadın haklarının yalnızca bir eşitlik meselesi değil, aynı zamanda demokratik toplumların temel güvenlik ve kalkınma unsurlarından biri olduğunu ifade etti. Hukukun üstünlüğünün zayıfladığı dönemlerde en büyük mağduriyetleri kadınların yaşadığına dikkat çekilen oturumda, kadınların karar alma mekanizmalarındaki varlığının artırılması gerektiği mesajı verildi.

Farklı ülkelerden siyasetçiler, akademisyenler ve diplomasi temsilcileri; kadınların barış süreçlerinde aktif rol üstlenmesinin, küresel istikrar açısından kritik önemde olduğu konusunda ortak görüş bildirdi.

Zirvede Göz Dolduran Stand, LORIS

Zirvenin dikkat çeken markalarından biri de Loris oldu.

Loris, premium parfüm koleksiyonlarıyla katıldığı 29. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde iş dünyası, diplomasi ve farklı sektörlerden gelen ziyaretçilerin yoğun ilgisiyle karşılaştı. Markanın özellikle Niche ve Kreasyon koleksiyonları, özgün koku profilleri ve kalıcılığıyla öne çıktı.

Uluslararası platformlarda marka bilinirliğini artırmayı hedefleyen Loris, zirve boyunca gerçekleştirdiği temaslarla global büyüme vizyonunu bir kez daha ortaya koydu. Türkiye’den dünyaya uzanan başarı hikâyesini premium segmentte güçlendirmeyi sürdüren marka, üretim kapasitesi ve ihracat ağıyla sektörün dikkat çeken temsilcileri arasında yer aldı.

Manisa Mesir Macunu Standı Yoğun İlgi Gördü

Zirvenin renkli ve geleneksel atmosfer oluşturan standlarından biri de Manisa Belediyesince Manisa Mesir Macunu standı oldu. Katılımcılara ikram edilen mesir macunu, hem yerli hem yabancı davetlilerin büyük ilgisini çekti.

Osmanlı döneminden günümüze uzanan tarihiyle bilinen mesir macunu; onlarca baharat ve doğal ürünün karışımından oluşan geleneksel bir şifa kültürü olarak tanınıyor. UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde yer alan bu özel lezzet, Türkiye’nin kültürel zenginliğini uluslararası misafirlere tanıtma açısından da önemli bir rol oynadı.

Zirve boyunca standı ziyaret eden konuklara mesir macunu dağıtılırken, Türk kültürünün geleneksel tatları da büyük beğeni topladı.

yilmazparlar@yahoo.com

The World Agenda Discussed at the 29th Eurasian Economic Summit

Global Responsibility Emphasis:

“Eurasian Economic Summits Are a Free Platform”

The 29th Eurasian Economic Summit, organized by the Marmara Group Foundation, brought together statesmen, diplomats, academics, religious leaders, business figures, and opinion leaders from different parts of the world in Istanbul.

Held at WOW Hotel & Convention Center, the summit transformed into an international diplomacy and idea platform where many critical issues were discussed, ranging from wars to the energy crisis, from global peace to women’s rights, and from environmental problems to economic transformation.

The summit’s main motto, “Eurasian Economic Summits Are a Free Platform,” once again highlighted the importance of global dialogue where different opinions can be discussed freely.

Energy and Economy in the Post-War World Discussed

One of the summit’s most remarkable sessions was titled:

“Energy and Economy in the Post-War World Together with War, Terror, Conflict and Forced Migration”

During the session, energy security, global migration movements, economic fragilities, and the impact of wars on world markets were discussed extensively.

Important international figures participated in the panel, including North Macedonian Energy Minister Sanja Božinovska, former Greek Foreign Minister Dimitris Avramopoulos, former Croatian Prime Minister Jadranka Kosor, and Prince Radu of Romania.

The discussions mainly focused on:

energy supply security,

post-war economic restructuring,

Europe’s energy policies,

regional cooperation,

sustainable development strategies.

Participants emphasized that rising geopolitical tensions create not only political but also economic, humanitarian, and social consequences worldwide.

A Common Message for Global Peace

Session 3: “Global Peace”

Moderated by Marmara Group Foundation Board Member Lale Aytaç Nalbant, the “Global Peace” session became one of the summit’s most significant moments.

The session featured high-level participants including Bosnia and Herzegovina Chairwoman of the Council of Ministers Borjana Kristo, former Lebanese Prime Minister Hassan Diab, former Moldovan Prime Ministers Chiril Gaburici and Dumitru Braghis, former Polish Prime Minister Marek Belka, and UK House of Lords member Jack McConnell.

The panel addressed the humanitarian consequences of wars, diplomatic solution mechanisms, and the emerging global order.

Participants stressed that diplomacy, dialogue, and multilateral cooperation are essential against increasing global polarization, emphasizing that lasting peace can only be achieved through mutual understanding and common wisdom.

Great Interest in the Session:

“Living on a Planet Where Water and Green Are Depleting”

Session 4:

“The Eurasian Economic Summit Is a Platform of Global Responsibility”

One of the most meaningful and strategic topics of the summit focused on environmental threats facing humanity. Climate change, depletion of water resources, agricultural crises, environmental migration, and sustainable living models were discussed in depth.

The session carried the character of a global warning not only for today but also for future generations.

The gathering of religious leaders, statesmen, academics, and economic representatives around the same table demonstrated that environmental problems are no longer merely ecological issues, but also economic, social, moral, and humanitarian concerns.

Participants emphasized the need to strengthen a shared sense of responsibility for the future of the world.

Women’s Rights and Democracy Became One of the Summit’s Strongest Messages

Session 5:

“Democracy, Women and the Future of Peace”

“Women’s Rights in a World Where Power Rewrites Law”

Focusing on the relationship between women’s rights, democracy, and peace, this session delivered one of the summit’s most powerful social messages.

As wars, political crises, and power struggles continue worldwide, the challenges faced by women were addressed while emphasizing that social peace is directly linked to women’s active participation in social, economic, and political life.

International participants stated that women’s rights are not only a matter of equality but also one of the fundamental pillars of democratic security and development.

The session highlighted that women often become the greatest victims during periods when the rule of law weakens, while also stressing the importance of increasing women’s representation in decision-making mechanisms.

Representatives from different countries agreed that women’s active participation in peace processes is critically important for global stability.

LORIS Became One of the Most Remarkable Stands at the Summit

One of the standout brands at the summit was LORIS.

Participating with its premium perfume collections, LORIS attracted significant attention from visitors coming from diplomacy, business, and various professional sectors. The brand’s Niche and Creation collections stood out with their unique fragrance profiles and lasting quality.

Aiming to strengthen its international brand recognition, LORIS once again demonstrated its global growth vision throughout the summit. Supporting its success story extending from Türkiye to the world with innovative products, the brand continues to expand with its strong production infrastructure and export network.

Manisa Mesir Paste Stand Drew Major Attention

One of the summit’s most colorful and traditional stands belonged to the Manisa Municipality’s Mesir Paste presentation.

The famous Mesir Paste, offered to participants, attracted great interest from both local and international guests.

Known for its history dating back to the Ottoman era, Mesir Paste is recognized as a traditional healing culture made from dozens of spices and natural ingredients. Included in UNESCO’s Intangible Cultural Heritage List, this special delicacy played an important role in introducing Türkiye’s rich cultural heritage to international visitors.

Throughout the summit, guests visiting the stand were offered Mesir Paste while traditional Turkish flavors received widespread appreciation.

yilmazparlar@yahoo.com

7. Uluslararası Medya Forumu-Yılmaz Parlar

  ANA SAYFA SİYASET EKONOMİ SEKTÖRLER SAĞLIK BİLİŞİM GÜNCEL TURİZM GASTRONOMİ SANAT MAGAZİ...