1 Kasım 2024 Cuma

TABA-AmCham’den Cumhuriyetin 101. Yılına Özel Etkinlik-Yılmaz Parlar





  TABA-AmCham’den Cumhuriyetin 101. Yılına Özel Etkinlik

Cumhuriyet Işığında Kadın Gücü, İş Dünyasında Kadınların Rolü Vurgulandı

Kadın Liderleri, Cumhuriyet ve İş Dünyasında Kadının Gücünü Konuştu Kadınların Katkısı ve Gelecek Vizyonları



TABA-AmCham (Türk Amerikan İş Adamları Derneği) Cumhuriyetimizin 101. yılı kutlamaları çerçevesinde, kadınların iş dünyasındaki rolü ve katkılarını vurgulamak amacıyla 31 Ekim 2024 Perşembe günü Sarıyer -Bahçeköy LifePark - Foreya'da" Cumhuriyetin Işığında: Kadınların İş Dünyasındaki Rolü" etkinliği düzenledi

 


Genel sekreter Mehmet Ökçün’ün sunuculuğunu üstlendiği etkinlikte  TABA-AmCham Genel Başkan Süleyman Ecevit Sanlı’nın açılış konuşmasıyla başladı.

 

TABA-AmCham Ankara Şube Başkanı- Nuray Karalar, Kadın Komitesi Adına, TABA-AmCham Yönetim Kurul üyesi ve Genel sekreter yardımcısı Çisel Ölçer, STK Temsilcileri; Kız Çocuklarını Koruma Derneği Başkan Nadire Özcan, Acil İhtiyaç Projesi Vakfı Genel Müdürü Ebru Gültekin, Nişantaşı Üniversitesi Kadın Çalışmaları Araştırma Merkezi Müdürü Ve Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Göknur Akçadağ birer konuşma gerçekleştirdiler.

 

Ardından Dünya Gazetesi CEO'su Burcu Kösem’in moderatörlüğünde Alarko Holding Yönetim Kurul Üyesi, Alvimedica Yönetim Kurul  Başkanı Leyla Alaton, Gedik Holding Yönetim Kurul Başkanı, İstanbul Gedik Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Hülya Gedik’in katılımıyla; kadın girişimciliği ve iş dünyasındaki liderliğin önemin ele alındığı, kadınların Cumhuriyet'in inşasındaki ve gelişimindeki kritik rollerini pekiştirmek ve iş hayatında sahip oldukları fırsatların artırılmasına yönelik farkındalık yaratmak amacıyla panel düzenlendi.

TABA-AmCham Genel Sekreteri Mehmet Ökçün'ün sunumuyla gerçekleşen etkinlik, kısa süre önce hayata gözlerini yuman, TABA-AmCham Genel Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı’nın değerli eşi, Narin Kadın Komitesi Başkanı, Vizyoner Kadınlar Platformu üyesi ve Acil İhtiyaç Projesi Vakfı (AİP) gönüllüsü olan İlknur Sanlı’nın aziz hatırasına ithaf edildi.

Mehmet Ökçün, "Değerleriyle güç kazanan kadınlarımız, iş dünyasından siyasal alanlara ve sosyal hayata kadar pek çok alanda toplumumuzun gelişimine katkıda bulunmuşlardır. Bu panelde, Cumhuriyet'in aydınlık perspektifi ışığında kadınlarımızın iş dünyasında güçlenmesini desteklemeyi ve bu konuda farkındalık yaratmayı hedefliyoruz. Amacımız, iş dünyasında kadınların hak ettikleri yeri almasına katkı sağlamak ve Cumhuriyet'in bizlere sunduğu değerleri bir kez daha hatırlatmaktır.” Sözleri sonrası TABA AM Cham Genel Başkan Süleyman Ecevit Sanlı’yı açılış konuşması için davet etti.



Geleceği Güvence Altına Almak İçin Dayanışma ve İyiliği Teşkilatlandırmak

Güçlü Kadınlar ve Cumhuriyet Değerleri

Başkan Süleyman “Ecevit Bu özel buluşmada, kadınların toplumsal, ekonomik ve siyasi alandaki varlıklarının Cumhuriyet’in kazanımlarına katkısını vurgulamak adına bir aradayız. Kadınların liderlik pozisyonlarında güçlenmelerini desteklemek, yalnızca bireysel değil toplumsal kalkınmanın da anahtarıdır. Bugün, Dünya Gazetesi CEO'su ve Kızılay İstanbul İl Başkanı Doğuş Köse gibi değerli kadın liderlerin aramızda bulunması onur vericidir. Kadınlarımızın toplumsal dönüşümde etkin rol alması, Cumhuriyetimizin ilerleyişine yön veren bir güçtür.” dedi



Toplumun Vicdanı, Masumları Koruma Görevi

Konuşmasında adaletin ve mağdur haklarının korunması gerektiğine vurgu yapan Sanlı, toplumun en önemli görevlerinden birinin masumları korumak olduğunu belirtti. Geçmişte yaşanan ihanet ve gafletlere atıfta bulunarak, Anadolu kültüründe yer alan Ahilik gibi toplumsal değerlerin yeniden benimsenmesi gerektiğine değindi. Sanlı, “Bir medeniyet, masumu koruyamıyorsa adaletini ve vicdanını da koruyamaz,” diyerek bu bilincin yaygınlaşması gerektiğini dile getirdi.



Kültürel Değerlerin ve İnsani Vizyonun Önemi

Sanlı, konuşmasında, Türk İslam geleneği ve insan hakları temeline dayanan bir vizyonun önemine dikkat çekti. Hem doğu hem batı değerlerini benimseyerek, modern medeniyetin temel taşı olan adalet ve vicdanı içselleştirmek gerektiğini belirtti. Küresel bir vizyona sahip olan TABA AMCham, bu değerleri temel alarak ticari ve sosyal sorumluluk projeleri yürütmektedir.



Amerika ile Ticari Köprüler Kurmak ve Markalarımızı Güçlendirmek

TABA AMCham’ın Amerika ile Türkiye arasında bir ticaret köprüsü görevi gördüğünü ifade eden Sanlı, Türkiye’nin güçlü markalarını Amerika pazarına katma değerli ürünlerle tanıtmak ve ihracat rakamlarını artırmak için çalışmalar yürüttüklerini belirtti. Türkiye’den Amerika’ya yapılan ticari işlemleri etik değerlerle gerçekleştirdiklerini vurguladı.



Toplumsal Dayanışma ve İyiliğin Teşkilatlandırılması

İyilik ve dayanışmanın organize edilmesi gerektiğine işaret eden Sanlı, bu buluşmanın toplumsal dayanışmanın yaygınlaştırılması adına önemli bir adım olduğunu ifade etti. Modernleşmenin medeniyeti yalnızca dışsal olarak değil, vicdan ve adalet temelinde şekillendirmesi gerektiğini söyleyen Sanlı, “Bugün kötülüğe karşı iyiliği teşkilatlandırıyoruz,” dedi.



Sonsuz Minnet ve Teşekkür

Bu özel etkinliği düzenleyen tüm gönüllülere, sosyal sorumluluk komitelerine ve emeği geçen herkese içten teşekkürlerini sunan Sanlı, toplumsal ve ticari kalkınmaya katkı sağlayacak projelerle dayanışma içinde çalışacaklarını dile getirdi.



Nuray Karalar - TABA-AmCham Ankara Şube Başkanı

 Kadınların fen, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarında daha fazla yer almasının önemine değindi. Kadınların iş hayatında cam tavan engelleriyle karşılaştığını, ancak bu engelleri aşarak önemli başarılar elde edebileceğini belirtti. Karalar, teknoloji sektöründe kadın istihdamının artırılmasını ve kadınların iş dünyasında liderlik pozisyonlarına gelmesinin toplumun gelişimi için kritik olduğunu vurguladı.



Çisel Ölçer - TABA-AmCham YK Üyesi ve Genel Sekreter Yardımcısı

Kadınların iş dünyasında ve toplumsal yaşamda güçlü bir şekilde yer alması gerektiğini savundu. Cumhuriyetin kadınlara kazandırdığı haklar sayesinde kadınların her alanda başarılı olabileceğini belirtti. Ayrıca iş dünyasında kadın liderlerin yenilikçi ve yaratıcı katkılarının toplumun ilerlemesine katkı sağladığını ifade etti. 



Nadire Özcan - Kız Çocuklarını Koruma Derneği Başkanı

Derneğin, korunmaya ve bakıma muhtaç çocuklara sağladığı eğitim ve destek hizmetlerinden bahsetti. Özellikle 18 yaş sonrası hayata atılma sürecinde genç kızlara destek verdiklerini belirterek, toplumun desteğiyle gençlerin eğitim yoluyla güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.



Ebru Gültekin - Acil İhtiyaç Projesi Vakfı Genel Müdürü

Vakfın, özellikle anneler ve çocuklar başta olmak üzere ihtiyaç sahibi ailelere sağlık ve eğitim desteği sağlama misyonundan bahsetti. İhtiyaç sahiplerine destek sağlama döngüsünü "iyilik döngüsü" olarak adlandırdı ve yardımseverlerin katkılarının topluma yayılarak daha çok insana ulaşabileceğini belirtti.

Prof. Dr. Göknur Akçadağ - Nişantaşı Üniversitesi Kadın Çalışmaları Araştırma Merkezi Müdürü

Cumhuriyetin kuruluşunda Türk kadınlarının toplumsal ve kültürel katkılarını tarihsel perspektiften değerlendirdi. Türk kadınlarının Atatürk’ün çağdaşlaşma hedefleri doğrultusunda önemli aşamalar kaydettiğini vurguladı ve Cumhuriyetin 101. yıl dönümünde kadınların elde ettikleri kazanımların korunması gerektiğini ifade etti.



Panel

Dünya Gazetesi CEO'su Burcu Kösem’in moderatörlüğünde gerçekleşen panelde, Cumhuriyet’in kadınlara sağladığı fırsatlar, kadın girişimciliğinin desteklenmesi, iş dünyasında kadın liderliğinin önemi gibi konular ele alındı. Panelde Gedik Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hülya Gedik ve Alvimedica Yönetim Kurulu Başkanı Leyla Alaton, kadınların toplumsal ve ekonomik hayattaki mevcut durumlarını ele alarak kendi tecrübelerini paylaştılar.

Cumhuriyet’in Kadınlara Sağladığı Haklar ve İlerlemeler

Burcu Kösem: "Kadınlar olarak kendi değerimizi önce kendimiz görmeli ve içselleştirmeliyiz," diyerek panelin ana fikrini ortaya koydu. Cumhuriyet’in kadınlara sunduğu fırsatları hatırlatan Kösem, Türk kadınının iş dünyasında hâlâ hak ettiği yere ulaşamadığını vurguladı.

Hülya Gedik: “Cumhuriyet’in kazandırdığı haklarla bugün bu koltukta oturabiliyorum,” diyerek Türkiye'deki erken hak kazanım süreçlerinin altını çizdi. Ancak Gedik, uygulamada kadınların hâlâ yeterince temsil edilmediğini, yönetim kurullarında kadın sayısının artması gerektiğini söyledi.

Kadın Girişimciliği ve Destek İhtiyacı

Gedik ve Alaton, kadın girişimcilerin yaşadığı sorunları dile getirerek, devlet ve sivil toplum desteklerinin önemine vurgu yaptı. Leyla Alaton, kadınların iş dünyasında yalnızlaştırıldığını ve mücadelelerinin zorluğunu ifade ederek, toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı daha fazla destek mekanizmasının gerekliliğini belirtti.



Alaton, “İş dünyasında kadınların sadece anne olarak görülmesi yanlış bir yaklaşım. Kadınlar iş kadını olarak saygın bir yerde olmalı,” diyerek kadınların daha özgür ve etkin bir iş yaşamı sürdürebilmesi için güçlü bir mesaj verdi.

İş Dünyasında Kadın Liderliğinin Önemi

Hülya Gedik, kadın liderlerin iş dünyasına katkılarını öne çıkararak, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması adına kadın liderlerin iş yaşamında daha fazla yer alması gerektiğini belirtti. Yönetim kurullarında kadınların bulunmasının sadece bir "başarı" değil, şirket kültürüne ve düşünce çeşitliliğine katkı sağlayan bir unsur olduğunu vurguladı.

Alaton, “Bir yönetim kurulunda kadın, genç ve engelli bireylerin bulunması gerektiği düşüncesi hâlâ ciddiye alınmıyor,” diyerek toplumsal eşitlik konusundaki eksikliği dile getirdi.

Panelin İncileri

Cumhuriyet’in kadınlara sunduğu hakların sadece yasalarda kalmaması, uygulamada da etkin kılınması gerekiyor.

Kadın girişimciliğinin güçlenmesi için sosyal, ekonomik ve yasal destekler sağlanmalı.

İş dünyasında kadın liderlerin artması, toplumsal cinsiyet eşitliği açısından hayati önem taşıyor.



Hülya Gedik, Gedik Holding ve İstanbul Gedik Üniversitesi’ndeki liderlik rollerine değinirken, özellikle kadın liderliğin toplumsal etkisini vurguladı,

Kadının yönetim ve liderlikteki gücünün, iş ortamına getirdiği pozitif katkıları dile getirirken; annelik duygusu ve vicdan ile yönetime daha insani bir dokunuş kattığını ifade etdi. Erkek egemen sektörlerde varlık göstermek ve lider olmak zor olsa da, kadınların bu ortamda denge sağlayarak medeni bir çalışma ortamı oluşturduğunu belirti. Hülya Gedik, iş yaşamında kadınların güven kazanma sürecinin zorluğunu, ancak bunun üstesinden gelerek başarı elde ettiklerini ve toplumda kadının yerinin daha fazla tanınması gerektiğini vurguladı.



Gedik’in konuşmasında dikkat çeken bir diğer nokta ise liderlik kavramının, sadece geleceği değil bugünü de planlayabilen, gözlem yeteneği gelişmiş, empati kurabilen kişiler tarafından en iyi şekilde temsil edilmesi gerektiği. "Lider insan" kavramını, göz, kulak, omuz gibi vücudun çeşitli parçalarına benzeterek her birinin özel yetenekler ve özellikler taşıdığını belirti. Gedik, liderlerin duygusal bir yönünün de önemini, Atatürk’ün ilham verici sözleriyle destekledi.



Leyla Alaton ise liderliğin doğuştan gelen bir kumaşa sahip olmakla ilgili olduğunu, ancak bu kumaşın zamanla tecrübelerle işlenip parlatıldığını söyledi.

Sosyal medya konusunda ise Alaton, özellikle gençlere yönelik “kolay para kazanma” algısının yaratabileceği tehlikeleri vurguladı. Sosyal medyanın insanların düşüncelerini şekillendirmede çok güçlü bir araç olduğunu belirten Alaton, bu ortamın güven ve etik değerleri sarsabileceğini ifade etdi.



Bu dönemde, bireylerin daha dikkatli, eğitimli ve farkındalıklı olmaları gerektiğini savunuyor ve sosyal medya kullanımının, özellikle gençlerin yaşamlarını etkileyebilecek boyutta olduğunu belirti.

Panel sonrası rozet ve plaket takdimleriyle etkinlik son buldu.

yilmazparlar@yahoo.com

7 Eylül 2024 Cumartesi

Kültürel Diplomasi ve Barış-Yılmaz Parlar





  Kültürel Diplomasi ve Barış

Birleşmiş Milletler Küresel Barış Konseyi Başkanı Dr. Barkhaa Versha ile Röportaj

Yılmaz Parlar | Özel Haber

Dünya genelinde artan çatışmalar, gerilimler ve belirsizlikler karşısında, barış çabalarının önemi her zamankinden daha fazla hissediliyor. Bu bağlamda, Birleşmiş Milletler Küresel Barış Konseyi'nin çalışmaları ve stratejileri, dünya barışının sağlanmasında kilit rol oynuyor. BM Küresel Barış Konseyi Başkanı Dr. Barkhaa Versha ile yaptığımız özel röportajda, kültürel diplomasinin barış inşasındaki rolü, Türkiye ve Hindistan arasındaki işbirliği ve genç neslin barış süreçlerine katılımı üzerine konuştuk.



Barış İçin En Önemli Öncelik Nedir?

Dr. Barkhaa Versha, BM Küresel Barış Konseyi'nin en önemli önceliğinin, toplumları birbirine bağlayarak sosyal ve ekonomik kalkınmayı desteklemek olduğunu vurguladı. Özellikle Türkiye ve Hindistan gibi kültürel olarak zengin ülkeler arasında kültür, sanat ve ticaret aracılığıyla güçlü bağlar kurulmasının, barış sürecinde önemli bir rol oynadığını belirtti. “Sanat ve kültür, siyasi ve coğrafi sınırların ötesine geçer,” diyen Versha, bu unsurların barışı inşa etmede birleştirici bir güç olduğunu ifade etti.

Kültürel Etkinlikler ve Diplomasi

Versha, Hindistan ve Türkiye arasındaki kültürel işbirliğinin, iki ülke halklarını bir araya getirdiğini ve bu sürecin barış inşasında büyük bir etkiye sahip olduğunu söyledi. Türkiye’den sanatçıları Hindistan’a davet eden, aynı zamanda Hintli sanatçıları Türkiye’de ağırlayan Versha, bu tür kültürel değişimlerin, ülkeler arasındaki diplomatik ilişkileri de güçlendirdiğini dile getirdi. Özellikle Sufi kültürünün, her iki ülkenin ortak bir değer olarak sahip olduğu bir alan olduğunu belirterek, bu kültürün tanıtımıyla ilgili gelecek planlarından bahsetti.

Genç Neslin Barış İnşasındaki Rolü

Gençlerin barış süreçlerine katılımının önemine değinen Dr. Versha, BM Küresel Barış Konseyi’nin gençlere yönelik çeşitli programlar geliştirdiğini aktardı. “Gençlerin barışın önemini anlaması ve bu süreçlerde aktif rol alması gerektiğine inanıyorum,” diyen Versha, genç liderlik programları, kültürel değişim projeleri ve barış konferansları gibi etkinliklerle gençleri barışa yönlendirmeyi hedeflediklerini belirtti.



Türkiye-Hindistan İşbirliğinin Geleceği

Dr. Versha, Türkiye ve Hindistan arasındaki kültürel ve ticari bağların daha da güçleneceğini vurgulayarak, önümüzdeki dönemde daha fazla sanat etkinliği, sergi ve konferans düzenleyeceğini açıkladı. Türk kültürüne olan hayranlığını dile getiren Versha, Hindistan’da Türkiye'yi tanıtmak için önemli projeler planladığını söyledi. Ayrıca, Hindistan'dan Türkiye'ye turistik ziyaretlerin artmasını desteklemek adına çalışmalara başlayacağını da ifade etti.

Barışın Anahtarı Bağ Kurmak

Röportajın sonunda Dr. Versha, barışın sağlanmasında kültürel bağların ve diplomatik diyaloğun rolüne dikkat çekerek, “Barış inşası için insanlar birbirleriyle bağ kurmalı” dedi. Birleşmiş Milletler Küresel Barış Konseyi’nin bu misyonu kararlılıkla sürdüreceğini ve Türkiye ile Hindistan arasındaki dostluk köprülerini güçlendireceğini belirtti.

Dr. Barkhaa Versha ile yaptığımız bu keyifli sohbet, dünya barışına giden yolda sanatın, kültürün ve genç nesillerin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Barış için birlikte çalışmak ve birbirimize daha sıkı bağlanmak, geleceğin anahtarı olabilir.

yilmazparlar@yahoo.com

Kaynak

23 Temmuz 2024 Salı

Kıbrıs'ın 50. Yıl Coşkusu İstanbul'da Yaşandı-Yılmaz Parlar





  Kıbrıs'ın 50. Yıl Coşkusu İstanbul'da Yaşandı

İstanbul’da KKTC'nin 50. Yıl Resepsiyonu Coşkuyla Kutlandı



İstanbul Feshane Art'ta 23 Temmuz 2024 Salı akşamı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin 50. Yıl Barış ve Özgürlük Bayramı kapsamında düzenlenen resepsiyonda önemli protokol konuşmaları yapıldı.



KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın Konuşması

KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, konuşmasında Kıbrıs'ın tarihsel mücadelesine ve Türkiye'nin desteğine vurgu yaptı. "Kıbrıs Türk halkı, ana vatan Türkiye’nin garantörlüğü sayesinde özgürlüğüne kavuştu," diyerek sözlerine başlayan Tatar, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitlik temelinde bir anlaşmayı desteklediğini belirtti. "Türkiye'nin garantörlüğü ve askerinin caydırıcılığı bizler için yaşamsal öneme sahiptir," dedi. Tatar, konuşmasını Kıbrıs Türk halkının geleceğe umutla baktığını ifade ederek tamamladı.



1. Ordu Komutanı ve Garnizon Komutanı Ali Sivri’nin Katılımı

Resepsiyona katılan önemli isimlerden biri de 1. Ordu ve Garnizon Komutanı Ali Sivri oldu.. Sivri, katılımcılar tarafından büyük bir saygı ve sevgiyle karşılandı. Yüksek rütbeli generaller, subaylar ve gaziler de resepsiyona katılarak bu anlamlı geceye katkıda bulundular.

Komutan Sivri'nin varlığı, Türk ordusunun Kıbrıs Türk halkıyla olan güçlü bağlarını ve desteğini bir kez daha gözler önüne serdi. Sivri, gösterdiği mütevazı duruş ve liderlik vasıflarıyla katılımcıların takdirini kazandı. Türk Silahlı Kuvvetleri, her zaman Kıbrıs Türk halkının yanında olduğu izlenimi veren Ali Sivri'nin Resepsiyon boyunca nezaketi ve kararlılığı, geceye damgasını vurdu.


Resepsiyonun Anlamı ve Önemi

İstanbul Feshane Art’da düzenlenen resepsiyon, Kıbrıs Türk halkının 50 yıllık bağımsızlık mücadelesini ve Türkiye’nin bu mücadeledeki desteğini bir kez daha gözler önüne serdi. Gece, yüksek rütbeli komutanlar, subaylar, gaziler ve Kıbrıs Türk toplumunun önde gelen isimlerinin katılımıyla tarihi bir anı olarak kayıtlara geçti. Bu anlamlı resepsiyon, Kıbrıs Türk halkının özgürlük ve bağımsızlık mücadelesinin unutulmaz bir parçası olarak hafızalara kazındı.

İşte gecenin öne çıkan konuşmaların özeti;



KKTC Kültür Derneği Başkanı Zehra Bilge Eray'ın Konuşması

KKTC Kültür Derneği Başkanı Zehra Bilge Eray, 20 Temmuz 1974 Barış Harekatı'nın 50. yıl dönümünde düzenlenen resepsiyonda yaptığı konuşmada, "Harekatı hepinize kutlu olsun," diyerek başladığı konuşmasında, Kıbrıs Türk toplumunun yaşadığı zorlukları ve bağımsızlık mücadelesini anlattı. Eray, "Yirmi Temmuz 1974 günü Kıbrıs Türk halkı, anavatanımızın garantörlük haklarını kullanarak gerçekleştirdiği harekat ile soykırımdan kurtularak özgürlüğüne kavuşmuştur," dedi. Konuşmasında, Kıbrıs Türklerinin bağımsızlık mücadelesini vurgulayan Eray, "Özgürlüğümüz ve bağımsızlığımız için uygulanan bütün imkansızlıklara, ambargolara ve izolasyonlara karşı direndik ve savaştık," ifadesini kullandı.



KKTC İstanbul Başkonsolosu Fatma Demirel'in Konuşması

KKTC İstanbul Başkonsolosu Fatma Demirel, Kıbrıs meselesinin Türkiye ve Kıbrıs Türk halkı için ortak bir dava olduğunu belirtti. Demirel, "Bugün dünyanın en güzel şehrinde konuklarımızla birlikte bu özel günü kutlamaktan mutluyum," dedi. Kıbrıs Türk halkının Osmanlı İmparatorluğu'ndan bugüne dek yaşadığı zorlukları anlatan Demirel, "Yirmi Temmuz 1974'te Türk Silahlı Kuvvetleri, Kıbrıs Türk halkının özgürlüğünü sağlamak için harekete geçti," ifadesini kullandı. Demirel, şehitleri rahmetle anarak, "Kıbrıs Türk halkının bağımsızlık mücadelesi, tarihe geçen bir direniş destanıdır," dedi.



İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun Konuşması

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kıbrıs Barış Harekatı'nın 50. yıl dönümünü kutladığı konuşmasında, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin yanında olmaya devam edeceğiz," dedi. İmamoğlu, Kıbrıs meselesinin Türkiye'nin dış politika gündeminde önemli bir yere sahip olduğunu belirtti ve barışın önemine vurgu yaptı. "Barış için çabalayacak ama zaruret halinde gerekeni yapmak için her zaman hazırlıklı ve kararlı olacağız," ifadesini kullanan İmamoğlu, Kıbrıs Türk halkının bağımsızlık mücadelesinde Doktor Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş'ın büyük rol oynadığını da hatırlattı.



İstanbul Vali Yardımcısının Konuşması

İstanbul Vali Yardımcısı, Kıbrıs Barış Harekatı'nın 50. yıl dönümünü kutlayarak, "Yirmi Temmuz tarihi, Kıbrıs Türkü'nün kurtuluş tarihidir," dedi. Mehmetçiğin kahramanlığını ve Kıbrıs Türk halkının direnişini vurgulayan Vali Yardımcısı, "Kıbrıs beş asırdan beri bizim en kıymetli parçamızdır," ifadesini kullandı. Kıbrıs Türk halkının bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinin önemine değinen Vali Yardımcısı, "Türkiye, Kıbrıs'ta ve Doğu Akdeniz'de barış ve istikrarın teminatı olmaya devam edecektir," dedi.



KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar'ın Konuşması

KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kıbrıs Barış Harekatı'nın önemine değinerek, "Yirmi Temmuz 1974'te Türk hükümeti, garantörlük hakkını kullanarak Kıbrıs'a müdahale kararı aldı," dedi. Tatar, konuşmasında, Kıbrıs Türk halkının bağımsızlık mücadelesini ve Türkiye'nin desteğini anlattı. "Kıbrıs Türk halkı, barış, huzur ve güvenlik içerisinde yaşamak için egemen eşitlik temelinde bir anlaşma yapmalıdır," ifadesini kullanan Tatar, Kıbrıs Türk halkının geleceğe umutla baktığını belirtti. Tatar, Kıbrıs Barış Harekatı'nın başarısında İstanbul'un rolüne de dikkat çekerek, "İstanbul, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin en büyük destekçilerindendir," dedi.

yilmazparlar@yahoo.com

1 Temmuz 2024 Pazartesi

98. Gazi Koşusu-Yılmaz Parlar





  Nefes Kesen Yarış 98. Gazi Koşusu

İstanbul’un tarihi Veliefendi Hipodromu, 98. Gazi Koşusu'na ev sahipliği yaparken, at yarışı tutkunları için unutulmaz bir gün yaşandı. Türkiye'nin en prestijli at yarışı olan Gazi Koşusu, her yıl olduğu gibi bu yıl da büyük bir coşku ve heyecanla gerçekleşti. Yarışın sonunda kazanan at ve jokeyi, zaferlerini büyük bir sevinçle kutladı.



Şampiyonun Hikayesi

98. Gazi Koşusu'nu kazanan at ve jokeyi, yarışın hemen ardından yapılan törenle ödüllerini aldı. Bu yılın şampiyonu, güçlü performansı ve stratejik koşusuyla dikkat çeken 'Dragon Flame' oldu. Jokeyi Akın Sözen ise, kusursuz yönetimiyle bu büyük zaferin mimarı oldu. Safkan At sahibi Emrah Agun, Kazanan ekibin sevinci ve duygusal anları, seyirciler tarafından büyük bir alkışla karşılandı.



Onurlu Konuklar; 1. Ordu Komutanı ve Garnizon Komutanı Ali Sivri ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Vali Davut Gül

Bu yılki Gazi Koşusu'na değer katan unsurlardan biri de ödül töreninde yer alan önemli isimlerdi. 1. Ordu Komutanı Garnizon Komutanı Ali Sivri ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, etkinliğin onur konukları olarak ödülleri takdim ettiler.



Yarışı kazanan jokey Akın Sözen'in plaketini 1. Ordu ve İstanbul Garnizon Komutanı Ogeneral Ali Sivri ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu takdim etti.

1. Ordu Komutanı Garnizon Komutanı Ali Sivri, güçlü liderliği ve saygın kişiliği ile Türk Silahlı Kuvvetleri'nin önemli bir temsilcisidir. Kendisinin Gazi Koşusu'na katılımı, etkinliğin anlam ve önemini bir kat daha artırdı. Yarış sonunda kazanan ekibe ödüllerini takdim ederken, sergilediği nazik ve kararlı tavrı, tüm izleyicilerin takdirini topladı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ise, şehrin gelişimine katkıları ve halkla kurduğu güçlü bağlarla bilinen bir liderdir. Gazi Koşusu'na verdiği destek ve etkinlikteki varlığı, İstanbul'un bu tarihi yarışa verdiği önemi bir kez daha gözler önüne serdi. İmamoğlu'nun sıcak ve samimi yaklaşımı, etkinliğe katılan herkes tarafından büyük bir memnuniyetle karşılandı.



Dragon Flame isimli safkanın sahibi Emrah Agun'a kupasını Tarım ve Orman Bakanlığı Bakan Yardımcısı ve Yüksek Komiserler Kurulu Başkanı Ebubekir Gizligider verdi



Tarihin İzinde Bir Koşu

Gazi Koşusu, ilk olarak 1927 yılında Mustafa Kemal Atatürk adına düzenlenmiş ve o günden bu yana Türk atçılığının en önemli etkinliği haline gelmiştir. Bu yılki yarışta, ülkenin dört bir yanından gelen en hızlı ve en yetenekli atlar yarıştı. Veliefendi Hipodromu'nun tarihi atmosferi, bu prestijli etkinliğe ev sahipliği yaparken, seyirciler unutulmaz anlara tanıklık etti.



Büyük Heyecan ve Kıyasıya Rekabet

Yarışa katılan atlar ve jokeyler, aylar süren hazırlıkların ardından, büyük ödül için piste çıktılar. Bu yılki Gazi Koşusu, sadece bir yarış değil, aynı zamanda atçılığın sanatı ve sporunun kutlandığı bir festival niteliğindeydi. Tribünleri dolduran binlerce seyirci, yarış boyunca büyük bir heyecan yaşadı ve her anı nefeslerini tutarak izledi.

22 safkan katıldığı, 2 bin 400 metre çim pistte koşulan yarışı Emrah Agun'un sahibi olduğu, Akın Sözen'in jokeyliğini yaptığı Dragon Flame isimli safkan, 2: 28: 36'lık derecesiyle kazandı. Jokey Akın Sözen kariyerinde ilk kez Gazi Koşusu'nu kazanmış oldu.



At Güzellik Yarışı düzenleyen organizatör İlginay Göksel ile Yarış hakkında söyleşi

Gazi Koşusu’nun bir diğer dikkat çeken tarafı da, atların hızları kadar güzelliklerinin de ön plana çıktığı oldu.

At Güzellik Yarışı organizasyonu düzenleyen İlginay Göksel, yarışa katılan atların sadece hızlarıyla değil, aynı zamanda görkemli görünümleri ve zarafetleriyle de büyülediğini dile getirdi. Göksel, "Bu muhteşem atlar, sadece hızlarıyla değil, zarafetleri ve ihtişamlarıyla da göz kamaştırıyorlar. Her biri adeta bir sanat eseri gibi, hem güç hem de güzelliği aynı anda taşıyor" dedi.

Veliefendi Hipodromu'nda gerçekleşen 98. Gazi Koşusu, at yarışı tutkunları için unutulmaz bir deneyim sundu. Bu prestijli yarış, sadece kazananlar için değil, tüm katılımcılar ve seyirciler için bir başarı hikayesi olarak hafızalarda yer etti.

yilmazparlar@yahoo.com

29 Mayıs 2024 Çarşamba

Aleks Metal Rafineri (AMR)-Yılmaz Parlar





   Aleks Metal Rafineri (AMR), Stratejik Ortaklıklar Hedefliyor

Aleks Metal Rafineri (AMR), Son Teknoloji ile Üretime Geçti ve Stratejik Ortaklıklar Hedefliyor

Marmara Sanayi Sitesi'nde çevreye duyarlı ve modern bir üretim üssü kuran AMR, 2024 yılı sonunda 250 milyon dolar ciro hedefliyor ve Türkiye'nin en büyük 500 sanayi kuruluşu listesine girmeyi planlıyor. Yıl sonuna kadar 5 milyon dolarlık yatırım yaparak, günlük 200 kilo üretim hedefleyen AMR, yıllık 60 tonluk üretimle ülke ekonomisine katkı sağlamayı amaçlıyor.



Aleks Metal Rafineri (AMR), Yönetim Kurulu Başkanı Sarp Tarhanacı Genel Müdür Ahmet Yılal 28Mayıs 2024 Salı günü Feriye Lokantısında Basın mensuplarıyla bir araya geldi.

Düzenlenen basın Toplantısında Yönetim Kurulu Başkanı Sarp Tarhanacı, AMR'nin yabancı ortaklıklarla büyümeye açık olduğunu belirtti.

Aleks Metal Rafineri’nin dünya merkez bankalarıyla kuracağı stratejik ortaklıklar, Türkiye ekonomisine çok yönlü ve kapsamlı faydalar sağlayarak, ülkenin ekonomik kalkınma hedeflerine ulaşmasında önemli bir rol oynayacaktır.



Üretim ve Yenilikler: Aleks Metal Rafineri (AMR), Türkiye'nin önde gelen altın rafinerilerinden biri olarak son teknoloji ve modern yöntemlerle yenilenen tesislerinde altın üretimine başladı.

Stratejik Ortaklıklar: AMR, dünya merkez bankalarıyla stratejik partnerlikler kurmayı hedefliyor. Merkez bankalarının altın rezervlerini yönetme konusunda önemli bir rol üstlenmek isteyen AMR, bu bankaların tercih ettiği rafineri olmayı planlıyor. Ayrıca, sikke altın üretimi konusunda da merkez bankalarıyla iş birliği yaparak uluslararası alanda iddialı bir konuma gelmeyi hedefliyor.

Çevreye Duyarlılık ve Şehir Rafinericiliği: Genel Müdür Ahmet Yılal, AMR’nin çevreye saygılı üretim anlayışını vurgulayarak, "şehir rafinericiliği" kavramını tanıttı. Bu kavram, madenlerden çıkan altının değil, yastık altındaki altının işlenmesini ifade ediyor. AMR, şimdiye kadar sadece hurda ve geri dönüşüm ürünü altınları işledi ve çevreye duyarlı madenlerden gelecek altınları işlemeye devam edecek.

Gelecek Planları:. AMR, yabancı yatırım sermayesinin ülke ekonomisine yüksek fayda sağlayacağını ve bu ortaklıklarla ülkeye olan güveni artırmayı planlıyor.

Özetle, AMR, son teknoloji ile yenilediği tesislerinde üretimi artırarak dünya merkez bankalarıyla stratejik ortaklıklar kurmayı ve çevreye duyarlı üretim yapmayı hedefliyor.

Aleks Metal Rafineri’nin Dünya Merkez Bankalarıyla Stratejik Ortaklıklar Kurmasının Türkiye Ekonomisine Faydaları neler olabilir düşüncemize göre;



Döviz Gelirlerinin Artışı: Merkez bankalarıyla yapılan stratejik ortaklıklar, Türkiye'ye önemli miktarda döviz girişi sağlar. Bu, ülkenin döviz rezervlerini artırarak ekonomik istikrarı destekler.

İhracat Hacminin Artması: AMR'nin uluslararası arenada tanınması ve merkez bankalarına altın rafineri hizmeti sunması, Türkiye’nin altın ihracatını artırır. Bu, ülkenin dış ticaret dengesine olumlu katkı sağlar.

İstihdam Yaratılması: Genişleyen üretim kapasitesi ve uluslararası iş birlikleri, yeni iş fırsatları yaratır. Bu da işsizlik oranlarının düşmesine ve ekonomik refahın artmasına katkıda bulunur.

Teknoloji Transferi ve Yenilik: Uluslararası ortaklıklar, Türkiye’ye ileri teknoloji ve yenilikçi üretim yöntemlerinin transferini sağlar. Bu, genel sanayi üretim kapasitesinin ve kalitesinin artmasına yol açar.

Ekonomik Güvenin Artması: Dünya merkez bankalarıyla yapılan stratejik iş birlikleri, Türkiye’nin uluslararası ekonomik arenadaki güvenilirliğini artırır. Bu, yabancı yatırımcıların ülkeye olan ilgisini ve yatırımlarını teşvik eder.

Altın Rezervlerinin Artırılması: Türkiye'nin kendi altın rafinerisinin olması, merkez bankasının altın rezervlerini artırmasını ve bu rezervlerin güvenli bir şekilde yönetilmesini sağlar. Bu, finansal istikrar için kritik öneme sahiptir.

Sanayi ve Üretim Sektörünün Güçlenmesi: AMR’nin gelişimi, Türkiye’nin sanayi ve üretim sektörünün genel olarak güçlenmesine katkıda bulunur. Bu, diğer sanayi kuruluşlarının da gelişimine ön ayak olur ve sektördeki rekabet gücünü artırır.

Yerli ve Milli Üretimin Desteklenmesi: Yerli üretim kapasitesinin artırılması ve milli sanayinin desteklenmesi, ülkenin kendi kaynaklarını daha etkin kullanmasını sağlar. Bu, dışa bağımlılığı azaltarak ekonomik bağımsızlığı güçlendirir.

Finansal Piyasaların Derinleşmesi: Altın piyasasında artan aktiviteler, finansal piyasaların derinleşmesine ve çeşitlenmesine katkıda bulunur. Bu, yatırımcılar için yeni fırsatlar yaratır ve piyasa dinamizmini artırır.

Ekonomik Kalkınma ve Refah: Tüm bu faktörler bir araya geldiğinde, ülke ekonomisinin genel kalkınmasına ve vatandaşların yaşam standartlarının yükselmesine katkıda bulunur.

Basın toplantısında gerekli açıklamaları yapan Yönetim Kurulu Başkanı Sarp Tarhanacı Genel Müdür Ahmet Yılal basın mensuplarının sorularını cevaplıyarak hedeflerini yineledi

yilmazparlar@yahoo.com

7. Uluslararası Medya Forumu-Yılmaz Parlar

  ANA SAYFA SİYASET EKONOMİ SEKTÖRLER SAĞLIK BİLİŞİM GÜNCEL TURİZM GASTRONOMİ SANAT MAGAZİ...